Farmolife

Adliye Sarayı ve Yapı Kullanma İzin Belgeleri

3 Nisan 2018, 03:47 1.828 views

Gemlik nihayet Adliye Sarayı’na kavuşuyor. Sahildeki bina hem dikine hem de dardı. Sonraki ise zaten daire olarak planlanmış bir apartmandı ve kiraydı. Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Ali Ülger de binanın fiziki ve güvenlik şartlarının adliye için uygun olmadığını dile getirdi zaten. Hüküm veya tutuklama kararı verdikleri kişilerin ailelerinin arasından geçmek, adliye mensupları için büyük bir handikaptı. 

Yeri uzak mı? Evet, uzak. Ancak gerekli ulaşım olanakları sağlanırsa neden olmasın. Yeni adliye binalarının hemen hemen hepsi artık bu mimari ve konseptte. Ben de onun için bu binayı Adliye Sarayı olarak adlandırdım.

Binanın uzaklığı veya yakınlığı, mimarisi veya manzarası değil; adaletin tam ve zamanında olması mühim. Herkesin bildiği düğme-ilik muhabbetine girmeyeceğim. Zaten hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukukun herkese eşit olması gerektiğini; yani giydikleri cüppenin kimsenin önünde iliklenmemesi ve verecekleri kararlarda hiçbir etki ve baskı altında kalmamaları gerektiğini çok iyi biliyorlar. Victor Hugo da “Vicdan, insanın içindeki tanrıdır” der. Adaleti sağlamakla yükümlü kişiler vicdanen rahatlarsa bir sıkıntı yok.

Ancak adaletin tam olabilmesi ve mağduriyetlerin olmaması için zamanında olması da önemli. Her ne kadar Mirabeau  “Adalet topaldır, ağır yürür fakat gideceği yere er geç varır” dese de, “Geç gelen adalet, adalet değildir” diye meşhur bir de söz vardır. Velhasılıkelam, sonunda hepimizin gideceği ve adalet terazisinin asla ve asla şaşmayacağı bir yerin olduğunu bilmek rahatlatıyor insanı.

Varsın biraz uzak olsun, yeter ki adalet tam olsun. Taktir etmek boynumuzun borcudur. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyoruz.

Bu vesileyle de geçen yaz kaybetmiş olduğumuz adliye polisi İdris Büyükdönmez ile Avukat Özgür Aksoy’u da saygı ve rahmetle anıyoruz. Konuyu Mevlâna Celâleddin-i Rûmî’nin bir sözü ile noktalayalım:
“Adalet, her şeyi lâyık olduğu yere koymaktır. Ayakkabı ayağındır, külâh başın.”

***

Haftanın diğer önemli konusu, usulsüz imzalandığı iddia edilen Yapı Kullanma İzin Belgeleri idi. İddia CHP’den geldi. İddianın konusu, Belediye İmar Müdürlüğü personelinin onay vermediği bazı binalara bir gün içinde Belediye Başkanı’na vekalet eden bir meclis üyesinin onay vermesiydi.

İddia ciddiydi ve CHP, önceki tecrübelerine dayanarak, meclise gelecek bir araştırma komisyonu önerisine, meclis çoğunluğunu elinde bulunduran Ak Parti tarafından ret oyu verilmemesi için kamuoyu desteğini arkasına almak istiyordu. Bunun için de konuyu hemen kamuoyuna açıklamak için bir basın toplantısı düzenledi.

Haber medyada yer alır almaz, CHP isim telaffuz etmese de yanıt Meclis Üyesi Ömer Uslu’dan geldi. Uslu, “O kişi benim. İnisiyatif aldım, yaptım” dedi. İhmal bile sayılmayacak sebeplerden bazı ruhsatların bekletildiğini savunan Uslu, “Halkın işini çözmek suşsa, suç işlemeye devam edeceğiz” diye de çok iddialı bir açıklama yaptı.

Bu açıklamaya yanıt da çok gecikmedi. CHP’nin Belediye Başkan Adayı Mehmet Uğur Sertaslan, Uslu’nun vatandaş dediği kişilerin, gariban değil, bu işten para kazanan müteahhitler olduğunu söyledi. Bekletilen ruhsatların kim tarafından ve neden bekletildiğini soran Sertaslan, “Çık, ‘Bu belediye başkanı bu vatandaşları mağdur ediyordu. Olmadık bahanelerle işlerini bekletiyordu. Ben de müdahale ettim, sorunu çözdüm’ deyiver” diye Uslu’ya hodri meydan dedi.

Nasıl ki, CHP’li rahmetli Meclis Üyesi Özgür Aksoy tüm kesimler tarafından sevilip sayılıyordu ise, benim gördüğüm kadarıyla Ak Partili Meclis Üyesi Ömer Uslu da aynı şekilde seviliyor. Bu işten maddi bir menfaat beklediğine dair kimsede bir şüphe yok. Ancak ortada bir ikircikli durum olduğu da aşikar.

CHP bu saatten sonra kimsenin imzalanmış belgesinin iptal edilip mağdur olmasını istemiyor. Ömer Uslu da usulsüz hiçbir şey olmadığını deklare ederek, her şeyi meclis üyeleri ile paylaşabileceğini ifade ediyor.

Eğer belgeler gereksiz yere bekletilmişse sorumlular belli. Geriye neden bekletildikleri kalıyor. Sorun memurlarda değilse, bu durumda Ak Parti içindeki iki isimden biri yıpranacak, diğeri parlayacak gibi duruyor.

BENZER KÖŞE YAZILARI

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

DİĞER YAZILARI

Denizi olmayan Gemlik

25 Mart 2018

Dolandırılmaya Var mısınız ?

Dolandırılmaya var mısınız? Küçük Ali, yaşlı bir çiftçiden 500 liraya eşek satın alır. Ama çiftçi...

1 Nisan 2018

Denizi olmayan Gemlik

Gemlik bir sahil kenti mi yoksa sahildeki bir kent mi? Yanıt; Gemlik sadece sahildeki bir...

25 Mart 2018

Benden söylemesi!

Edremit’in merkezinde halka hitap etti Meral Akşener. Edremitlilerle konuştum; “Burada seçim zamanı haricinde hiç bir...

19 Mart 2018

İyi Parti, belediye ve gazete

Her yayın organının olduğu gibi, gazetelerin de bir yayın çizgisi; dünyaya ve olaylara bakış açısı,...

14 Mart 2018

Atatürk Anıtı kurtuldu

Geçen hafta Kumla İskele Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı çevresindeki Gemlik Belediyesi’nin yapmış olduğu çalışma gündeme...

5 Mart 2018

Copyright © 2018 Yeni Gemlik Gazetesi