Tutuklu doktordan dikkat çeken ifade

| Haber Girişi: 5 Eylül 2026 16:15 | Son Güncelleme: 5 Eylül 2026 16:15 A A

“Süleymancılar” olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında gerçekleşen ölümüne ilişkin dosya yeniden gündeme geldi. Denizolgun’un ölümüyle ilgili otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna yönelik iddia ve şikayetler üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeniden soruşturma başlatıldı.Soruşturma kapsamında son olarak doktor Nurettin Demirkol, “yalan tanıklık” suçlamasıyla tutuklandı. Demirkol’un soruşturma kapsamında verdiği son ifadede, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini belirterek birçok ayrıntıyı hatırlamadığını söylemesi dikkati çekti.

İlk ihbarı yapan doktor olduğunu hatırlamadığını söyledi

Denizolgun’un ölümünün ardından 155 Polis İmdat hattını arayarak ihbarda bulunan Demirkol, o görüşmede kendisini “aile doktoru” olarak tanıtmıştı.İhbar tutanağına göre Demirkol, Denizolgun’un ani şekilde hayatını kaybettiğini belirterek hükümet tabibinin olayı görmesi gerektiğini, ölüm nedeninin belirli olmadığını ve savcı veya hakimin inceleme yapmasının gerekebileceğini ifade etmişti.Ancak Demirkol, 26 Ağustos 2026’da tanık sıfatıyla verdiği ilk ifadesinde sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun’un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini öne sürdü.Savcılık, bu ifadeyle yaklaşık 10 yıl önceki ihbar arasındaki çelişkiye dikkat çekti.Demirkol ise “Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir.” şeklinde savunma yaptı.

Savcılıktan ‘İlk ihbarı nasıl hatırlamıyorsunuz?’ sorusu

Savcılık, Demirkol’a olay günü polisle birkaç kez görüşmesine rağmen ilk ihbarı kendisinin yapıp yapmadığını nasıl hatırlamadığını sordu.Demirkol, yakın zamanda muayene ettiği hastaları dahi hatırlamakta zorlandığını, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini belirtti. Ayrıca olay yerinde telefonunu “ortada bıraktığını”, çiftliğe gelip giden kişilerden birinin de kendi telefonunu kullanarak ihbarda bulunmuş olabileceğini ileri sürdü.

‘Aile doktoru’ ifadesi de dosyada tartışma konusu oldu

Demirkol’un Denizolgun ile doktor-hasta ilişkisine ilişkin ifadeleri de soruşturma dosyasındaki dikkat çeken başlıklardan biri oldu.Demirkol, geçmişteki ifadesinde Denizolgun’un özel doktoru olmadığını belirtmişti. Bu durumun yeniden sorulması üzerine ise Denizolgun’u yalnızca 2-3 kez muayene ettiğini, “aile doktoru” ifadesinin ne anlama geldiğini bilmediğini savundu.Oysa 155’e yapılan ilk ihbara ilişkin tutanakta Demirkol’un kendisini, “Aile hekimi olduğum bir hastam var” ifadeleriyle tanıttığı kaydedildi.

Hilmi Tuna Kuriş’in olay yerindeki varlığı araştırılıyor

Soruşturma dosyasında öne çıkan isimlerden biri de Hilmi Tuna Kuriş oldu. Alihan Kuriş’in kardeşi olan Hilmi Tuna Kuriş, aynı zamanda Denizolgun’un yeğeni.Demirkol, ilk ifadesinde Denizolgun’un bulunduğu çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin orada olduğunu söylemişti.Ancak soruşturma dosyasındaki olay yeri inceleme raporunda Hilmi Tuna Kuriş’in de olay yerinde bulunduğuna ilişkin kayıtların yer aldığı belirtildi. HTS incelemesinde ise Kuriş’in 7 Eylül 2016 günü saat 20.56’da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği tespit edildi.Savcılık ayrıca Demirkol ile Hilmi Tuna Kuriş arasında aynı gece saat 21.13 ve sonrasında karşılıklı arama kayıtları bulunduğunu belirtti.Bu görüşmeler sorulduğunda Demirkol, Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığını ve Kuriş’in kendisi çiftliğe gittiğinde orada olup olmadığını hatırlamadığını söyledi.

Diğer isimlerle yapılan görüşmeler de soruldu

Demirkol’a Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş’in olay yerine gelip gelmediği de soruldu.Dosyaya giren bir tanığın ifadesinde, olay yerine gelen adli tabibin yanında bir avukat bulunduğu ve Alihan Kuriş’in de orada olduğu iddia edildi.Ayrıca Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahında gerçekleşen telefon görüşmesi kaydı da savcılık tarafından gündeme getirildi.Demirkol, söz konusu kişilerin olay yerine gelip gelmediğini ve Ahmet Yum ile neden görüştüğünü hatırlamadığını ileri sürdü.

Tutuklanan doktor: ‘Denizolgun’un ağzında sızıntı vardı’

Demirkol’un mahkeme sorgusunda Denizolgun’u ilk gördüğü ana ilişkin anlattıkları ise soruşturmanın dikkat çeken ayrıntılarından biri oldu.Eski doktor, Denizolgun’un ağzında bir sıvı bulunduğunu söyledi. Ancak bu sıvının kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini belirten Demirkol, adli tıp uzmanı olmadığı için bu konuda kesin bir değerlendirme yapamayacağını ifade etti.Demirkol ayrıca ölümün yeni gerçekleşmiş gibi görünmediğini, cesette şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular bulunduğunu öne sürdü.

155 ihbarında ‘şüpheli ölüm’ ifadesi kullanılmış

Dosyadaki ihbar çözüm tutanağına göre Demirkol’un 155 Polis İmdat hattıyla yaptığı ilk görüşme 00.29’da gerçekleşti.Tutanağa göre Demirkol, kendisini “Ben doktor Nurettin Demirkol” diyerek tanıttı ve aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayatını kaybettiğini söyledi.Demirkol, ölüm nedeninin belli olmadığını belirterek hükümet tabibinin olayı görmesi gerektiğini ifade etti. Açık adresi bilmediğini söylemesi üzerine operatör tarafından bölgenin jandarma sorumluluk alanında olabileceği belirtilerek 156’nın aranması istendi.Demirkol daha sonra yeniden 155’i arayarak jandarmayla görüştüğünü ancak bölgenin polis sorumluluk alanında olduğunun kendisine söylendiğini belirtti.Operatörün “Burada şüpheli ölüm konusu mu var?” sorusuna ise Demirkol’un “Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm” şeklinde yanıt verdiği tutanağa yansıdı.

Denizolgun, Alihan Kuriş’in dayısıydı

Arif Ahmet Denizolgun, 2016 yılında İstanbul’un Beykoz ilçesindeki evinde ölü bulunmuştu. Denizolgun, ölümüne kadar “Süleymancılar” olarak bilinen cemaatin liderliğini yürütüyordu.Denizolgun’un ölümünün ardından cemaatin başına yeğeni Alihan Kuriş’in geçtiği belirtilmişti.Kuriş, liderliğin kendisine geçmesinin ardından yaptığı konuşmada cemaatin faaliyetlerinin devam edeceğini ve çeşitli tehditlere karşı mücadele edeceklerini ifade etmişti.

2026’da cemaat soruşturmasıyla birlikte dosya yeniden açıldı

2026 yılında Alihan Kuriş ve beraberindekiler, “çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği”, “nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” gibi suçlamalar kapsamında gözaltına alınarak tutuklandı.Bu soruşturma sürerken Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin dosya da yeniden incelemeye alındı.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Denizolgun’un ölümünün ardından gerçekleştirilen otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler bulunduğunu bildirdi.

Bilirkişi raporunda ölüm ‘şüpheli’ olarak değerlendirildi

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da Denizolgun’un ölümü “şüpheli” olarak değerlendirildi.Raporda, 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağı ve soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgelerin birlikte incelendiği belirtildi.

Göğüste 4 ayrı morluk tespit edildi

Bilirkişi raporunda Denizolgun’un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında, sağ meme alt kısmından göğsün orta bölümüne doğru sıralanan 4 ayrı morluk bulunduğu kaydedildi.Bu morlukların altında yer alan dokularda da kanama tespit edildiği, bunun söz konusu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği değerlendirildi.

‘Yastıkla boğulmuş olabilir’ değerlendirmesi

Raporda, lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri de değerlendirildi.Bu bulgular dikkate alındığında, bir kişinin Denizolgun’un göğsüne diziyle bastırıp ağız ve burnunu yastıkla kapatarak nefessiz bırakması şeklinde bir ölüm mekanizmasının mümkün olabileceği belirtildi.Raporda ayrıca, mevcut bulgular ve otopsi sırasında cesetteki ileri derecedeki çürüme durumu birlikte değerlendirildiğinde, Denizolgun’un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanamayacağı ifade edildi.Soruşturma kapsamında doktor Nurettin Demirkol’un tutuklanmasıyla birlikte, Denizolgun’un ölümüne ilişkin yıllar sonra yeniden gündeme gelen iddia ve çelişkilerin adli makamlarca araştırılması sürüyor.

Gündem - 16:15 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
MKS - Marmara Kimya Sanayi Borusan Liberal

SOSYAL MEDYA HESAPLARI

FOTOĞRAF GALERİSİ