GEMLİK’TEN DR. ABDULLAH ÖZTEMİZ HACITAHİROĞLU GEÇTİ
İZ BIRAKANLAR…
14 Mart, Tıp Bayramı olarak kutlanıyor. Tüm kaybettiğimiz doktorları rahmetle anarak, Gemlik’e hizmet etmiş bir doktorumuzu anmak ve hatırlatmak istiyorum.
Dr. Abdullah Öztemiz, ilçemizde uzun yıllar doktorluk yapmıştır. Eşi Ferda Hanım, çocukları Uğur ve Umur Öztemiz ile Gemlik’in sosyal hayatında tanınan simalardı. Muayenehanesi Ahmet Dural Meydanında, Erçek Eczanesinin üstündeydi.
Gemlik’te çok bilinmeyen bir özelliği hakkında bazı kaynaklardan derlediğim kadarı ile kısaca tanıyalım. Mevlana’nın Mesnevi’sinin asırlardır Farsçadan Türkçeye birçok çevirisi yapılmıştır. Eserin aslında kullanılan aruz vezni ölçüsü Dr. Abdullah Õztemiz tarafından çevirisi yapılırken de aynen muhafaza edilmiştir. Bunun ne kadar zor bir iş olduğu kaynaklarda belirtilmektedir. Hasan Soysal hocamız da kendilerinin bir şiirini Húzzam makamında bestelemiştir.

1929’da Malatya’da doğdu. Hacıtahirzadeler adını taşıyan eski bir aileye mensup, manifaturacı Mehmet Ali Bey’in oğludur (Kurdoğlu 1967: 567). İlk ve ortaöğrenimini Malatya’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi (1957) mezunu. Askerlik görevinden sonra Cerrahpaşa Hastanesi Birinci Dahiliye Kliniğinde dört yıl asistanlık yapıp iç hastalıkları uzmanı oldu (1964).
Gemlik SSK, Azot Sanayii, Sungipek Fabrikası mütehassıs hekimliklerinde bulundu. Gemlik’te serbest hekim olarak çalıştı. Gemlik Sosyal Sigortalar Kurumu gibi kurumlarda tabiplik yaptı.
Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu göçtü bu âlemden.
Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu, Mesnevi mütercimlerimizden. Maalesef kendisini ve eserlerini bugün hatırlayan, anan pek yok. 16 Aralık’ta ahirete irtihal eylediğine dair haber geldi. Ondan geriye ise muazzam Mesnevi tercümesi, şiir kitapları ve yazıları kaldı.
Abdullah Öztemiz, ömrünün büyük kısmını İstanbul dışında, Gemlik’te geçirdi. İstanbul’daki kültür ortamına yakın bir ömür sürse idi kuvvetle muhtemel bambaşka bir portreden söz ediyor olurduk.
Tüm divanlar yansa, kaybolsa…
Öztemiz’i her ne kadar Mesnevi tercümesi ile ansak da aslında geçmiş mirası sırtlamış bir şairdir.
Hiciv şiirlerinde “Zümrüdüanka” takma adını kullandı.
Edebiyata ve şiire ilgisi küçük yaşlarda başladı. İlk şiiri 1946 yılında Yedigün dergisinde çıkmıştı. Sonraki yıllarda şiirleri Yedigün dergisiyle birlikte; Salon, Güney, Hisar, Büyükdoğu, Kaynak, Çınaraltı, Yelken, İstanbul, Türk Dili, Türk Yurdu, Millî Kültür, Türk Edebiyatı, Diriliş, Düşünen Adam gibi dergilerde, Aydede, Hürriyet, Cumhuriyet, Yeni İstanbul, Hürsöz, Fırat, Yeni İstiklâl, Halkın Sesi (Kıbrıs) gazetelerinde, Sevgi Şiiri, Aşk Şiiri, Biz Bize, Ajans-Türk antolojilerinde yayınlandı.
Milliyetçi, gelenekçi bir görüşe bağlı kalarak, millî kültürün derinliklerinden ses veren şiirlerini aruz ya da hece ölçüleriyle yazdı. Şiirlerinin yüzde doksanında aruz, yüzde on kadarında hece ölçüsünü kullandı. Şiirde, ahengi temel aldı ve kişiliğin farklılıklarını ortaya koyan üslûbun gerekliliğini savundu. Türk şiirinin en büyük şâirlerinin Necati Bey, Hayalî, Fuzulî, Bakî, Nevi, Nailî, Şeyhülislam Yahya, Neşâtî, Mantıkî, Nefî, Vecdî, Nabî, Nedîm gibi divan şairleri olduğunu ileri sürdü. Edebiyat-ı Cedîde şâirlerinden Hüseyin Sîret’le Cenap Şahabettin dışındakileri şair saymadı.

Nevzat Çalıkuşu arşivi: 1992 yılında Bursa’da gerçekleştirilen “1.Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni”nin Kozahan’da yapılan şiir okumalarından bir kare. Fotoğrafı şair Bedriye Sönmez çekmiştir…
“Aruzu tam ustalıkla kullanabilen Abdullah Öztemiz, Mayın Tarlası adı altında Zümrüdüanka mahlâsıyla yazdığı manzum hicivleri ve edebî-îslâmî araştırmaları ile de tanınmıştır. Hece vezniyle de şiirleri olan Hacıtahiroğlu, her iki vezindeki aşk ve tabiat şiirlerinde Faruk Nafiz’in şen ve sıcak havasını sürdürmektedir. Son dönem edebiyatımızda aruz ölçüsünü en iyi kullanan şairdir. Öyle ki aruzla yazılmış şiirleri, dilinin çağdaşlığı olmasa kadim gazellerle arasındaki fark sezilemeyecek kadar başarılıdır.
Söz götürmez sevgiler yurdunda ilk önderliğim
Gerçi yanlışlıkla hep Mecnun’u önder sundular
…
Bildiğim sözler henüz bitmiş değil yazmaktayım
“Aşka dair yaz” deyip bir hayli defter sundular
“Sevgi ve huzur havası yayılan şiirlerinde bir memleket çocuğunun aileye, yurda ve öz değerlerimize bağlılığı, yeni duyuşlar ve taze bir söyleyiş içinde dile getirilmektedir.” (Ahmet Kabaklı)
Edebiyatçıların önemli buluşma mekanlarından biri olan Marmara Kıraathanesi’nin müdavimlerinden biri olan Abdullah Öztemiz, İkinci Yeni’nin garip sözcükleri bir araya getirip manasız şiir yazdığını iddia eder. Bu iddiasını kanıtlamak maksadıyla da cebini kelimelerle doldurur. Cebinden rast gele çektiği sözcüklerle de bir şiir oluşturur. Hikâye burada bitmiyor. Oluşturduğu bu şiiri Varlık dergisine gönderir ve dereceye girer. Şiiri Varlık’ta yayımlanır.
Senden Bana
Bütün acılarım gelip geçici
Bütün umutların güneşi bende
Ortadan ikiye böldük sevinci
Bir eşi sendedir, bir eşi bende.
Kokusunda yağmur sonu toprağın,
Dün gece yerine geldi adağın:
Baktım ki sunduğun alev dudağın
Rengi sende kalmış, ateşi bende
Şiir, Dr. Abidin Gerçeker tarafından Rast Makamında “Bütün acılarım gelip geçici” adıyla bestelenmiştir. Bu şiir dışında Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu’nun pek çok şiiri Türk sanat müziği formunda bestelenmiştir.
Edebiyatçıların bir araya geldiği Marmara Kıraathanesini anlatan Diclehan: “O zamanlar Marmara Kıraathanesi vardı. Orası bir akademiydi, bütün profesörler, edebiyatçılar gece geç saatlere kadar orada sohbet ederdi. Edebiyat sohbetleri sabaha kadar yapılırdı. Meselâ, Mehmed Çavuşoğlu ve Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu karşılıklı saatlerce Divan şiiri okurlardı. Hatta derlerdi ki: “Divan şiiri kaybolsa, ikisinin okudukları şiirler kayıt edilse Divan şiirini diriltmeye yeterdi.”
İlk Yaz Coşkunluğu
Koku, ses, renk, ışık örmüş yine gergin ağını
Ak çiçekler taşırır bahçelerin bardağını
Kuşların türküsü damlar derenin şarkısına
Sallar akşam yeli al goncaların kundağını
Mutluluk ülkesidir baksa gözüm her nereye
Yaşıyor şimdi gözüm görmenin altun çağını
Gebedir çağlası yakutuna olgun yemişin
İçti bağ bahçe bayır kırmızı renk ırmağını
Ova seslendi çiçek ordusu dağ dağ yürüdü
Tarlalar dikti gelinciklerin al bayrağını
Bu kısır çağda duyar mıydı bu tür şi’ri kulak
Kalemim bulmasa şi’rin kurumaz kaynağını.
Hakkında yazılanlardan bir kaçı.
Aytaç Tek: Doktor Abdullah Öztemiz amcam, çok iyi bir insandı, evet aynı zaman da büyük bir Şaiirdi. Biz ailece kendisini ve ailesini tanırdık, sevgili Ferdağ teyzemde çok iyi bir insandır. Annemin çok iyi bir arkadaşıydı. Doktor Abdullah Öztemiz Gemlik’e ilk geldiği zamanlar babamla tanışmıştı. Sunğipek fabrikasının doktorluğunu yapmak için gelmişler, rahmetli babamda arkadaş olmuşlar ve o zamanlar kiralık ev bulması için babam yardımcı olmuştu. İlk oturdukları evde Balıkpazarı hamamının karşısındaki sarı üç katlı binaydı, sonra pazar yokuşuna taşındılar.
Serpil Yılmaz Karey: Babam 72-73 yıllarında beyin kanaması geçirdi. İlk hastalandığında Dr. Abdullah(Öztemiz) Bey gece dışarıya çıkmazmış ama evimizde taksici kiracımız vardı. Haber verdik onun taksisi ile geldi, yetişerek bir iğne yaptı. Babam sayesinde iyileşti, düzelmeye başladı.
Büyük dil âlimi Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş: “Geçmişi Bilmek” başlığını taşıyan yazısında Abdullah Öztemiz’in güzel şiirler yazabilmesini “eski dili ve eski edebiyatı” tanımasına bağlar haklı olarak. Nihad Sâmi Banardı da onu “millî hâtıralara bağlı bir şiir anlayışını yaşatmak yolundaki gayretlerinden dolayı tebrik eder. Banarlı, şairin Mesnevi Tercümesi Bugün gazetesinde tefrika edilirken şairi över. Sezai Karakoç da bu tercümeyi “yakın dirilişimizin, aynı kerametten fışkıran sıcak bir muştusu” olarak yorumlar.
İlahiyatçı ve yazar Şakir Diclehan: Hacıtahiroğlu’nun edebiyat dünyasına çok hizmetlerinin olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Abdullah Beyin edebiyat ve şiir arabasını benim kanaatime göre 4 at çeker. Birincisi, onun Yahya Kemal’den sonra, artık ‘aruz’un kapanmaya başladığı bir dönemde çıkması ve şiirlerini önce ‘aruz’la yazması. Ona göre, şiir ya ‘aruz’la yazılır veya ‘hece’yle. İkinci at, Mesnevi’yi manzum tercümesidir. 6 cilt Mesnevi’yi, aynı vezinde tercüme etmek son derece zahmetlidir. Üçüncü at, ‘Diriliş’ ekolünden olmasıdır. Edebiyat arabasını çeken dördüncü at ise, en büyük yeteneklerinden olan hicivdir.”
– “Mesnevi bizim edebiyatımızın, irfanımızın temel kıstasıdır”
- Nuri Parmaksız: Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu ne yazık ki bugün şiire ilgi duyanların ve şiir yazanların bile çoğunun tanımadığı seçkin bir isim. Edebiyat semamızın uzak fakat ışığı güçlü yıldızı. Uzun zamandan beri dergilerde şiirlerini göremiyor, okuyamıyorum. Eski şair ve yazarlar bu ustanın izini kaybetti sanırım, genç edebiyatçılar zaten yaşayan üstatları tanımıyor. O kadar sahip çıkıldığı ve medyada adı sık sık geçtiği halde Dağlarca’yı bile yaşarken öldürmüş, ölü zannetmiş bir toplumuz. Acaba hayattayken ölen şairler midir, yoksa duygularını yitirmiş, gerçek şiirden, incelikten, zarafetten nasipsiz olanlar mı? Düşünmeye değer doğrusu?
- Murtaza Özen: Öztemiz’in kütüphanesi ve evrak-ı metrukesi en iyi şekilde değerlendirilmeli.
Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu’da göç eyledi bu diyardan. Allah rahmeti ile muamele buyursun inşallah. Ancak şimdi geride kalanlar, özellikle de ailesi ve araştırmacılara düşen çok mühim bir iş mevcut: Öztemiz’in kütüphanesi ve evrak-ı metrukesini en iyi şekilde değerlendirmek. Özellikle, neredeyse 40 sene boyunca hiçbir kitap yayınlamamış olan Öztemiz’in evrakı büyük bir önemi haizdir diye düşünmekteyim. Öztemiz gibi titiz bir araştırmacıyı göz önüne aldığımızda, kütüphanesinin pek çok yazma ve eski harfli matbu nevadirden eseri ihtiva ettiği ve bunlar üzerine illa ki çalışmalar yaptığı namümkün bir olasılık değildir. Hem de bu süre zarfında Mesnevi’nin geri kalanını da tercüme etmeye girişmiştir belki Öztemiz. Umarım yitip giden nice kütüphane ve evrak-ı metrukenin kaderi, Öztemiz’in bakiyesine yazgı olmaz. Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu, elimizdeki birkaç eseri ile bile unutulmayacak bir isim fakat bu adın kültür hayatımıza daha büyük puntolarla yazılması, ondan sonrakilerin bakiyesine sahip çıkmasına bağlı.
Bu sabah şarkılar kürek çekecek
Gidecek sandalım Emirgân’a dek
Şarkılar şarkılarla söyleşecek
Gidelim seyrine Boğaziçi’nin
Beste: Âmir ATEŞ Güfte: Abdullah ÖZTEMİZ

Özcan Vural: 17. Aralık.2015- Dr. Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu dün İstanbul’da vefat etti. 1929 Malatya doğumlu olan Dr. 1949 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Sosyal sigortalarda uzman hekim (İç hastalıkları uzmanı) olarak çalıştıktan sonra, uzun süre benim de hekim olarak çalıştığım senelerde, beraber yakın çalıştık. Şunu arkadaşı olarak ifade edeyim ki; ne uzman hekimliğini, ne de şair kimliğini Gemlik halkı tam olarak değerlendiremedi. Çok bilgili bir iç hastalıklar uzmanı idi. Ne yazık ki ülkemde değerli kişiler ancak ölünce anılıyor. Aruz vezni ile şiirler yazar şairlerin ön başında idi. Ansiklopediler de Abdullah Öztemiz için ayrılmış sayfa vardı. Mevlana’nın Mesnevi isimli eserini bu günkü Türkçeye çeviren tek edebiyatçı idi. Hece dilinde şiirler yazardı. Gemlik için yazdığı bir şiiri var ki, bu şiirden güzel Gemlik anlatılamaz. (Bu şiir Gemlik Kültür dergisinde tarafımdan yayınlanmıştır.) Cenazesi 17 Aralık 2015 de İstanbul’da Şakirin camininden kaldırılarak, Karacaahmet mezarlığına defnedildi.

Gemlik Belediyesi: (16.12. 2015) Ferda Öztemiz’in Eşi, Uğur ve Umur Öztemiz’in babaları Dr.Abdullah Öztemiz vefat etmiştir. Cenazesi bugün ikindi namazını müteakip İstanbul Üsküdar Şakirin Camiinden kaldırılacaktır.(Not: Not bazı kaynaklarda mezarının Gemlik’te olduğu yazılmışsa da belediyenin anonsu ve doğrusu böyledir)
Kokusu yağmur sonu toprağın
Dün gece yerine geldi adağın
Baktım ki sunduğunu alev dudağın
Rengi sende kalmış, ateşi bende
Dr. Abdullah Öztemiz
ESERLERİ:

ŞİİR: Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu’nun yayınlanan ilk şiir kitabı “Sessiz Gürültü”
Kendimle Göz Göze 2013(1977-1990 yılları arasında yazdığım bazı şiirler)
HİCİV ve TAŞLAMALAR: Mayın Tarlası, Isırgan Çiçekleri.
ANTOLOJİ: Türk Edebiyatında Dinî ve Ahlâkî Şiirleri Güldestesi -Başlangıcından Bugüne kadar (1963), Hazret-i Peygambere Şiirler Antolojisi -Naatler Güldestesi (1966).
ÇEVİRİ: Mesnevi (Mevlâna Celâleddin Rûmî’den, Kendi Vezni ile Manzum Mesnevi Çevirisi) (c. 1, 1972).
Öztemiz, eserin önsözünde kendinden evvelki Mesnevi tercümelerinin ayrıntılı bir listesini verip kendi tercümesinin bu kümede nerede yer aldığını belirtiyor: İki buçuk asırdan beri vezne sadık, tam anlamıyla Türkçe söyleyişe uygun ilk tercüme. Ülkemizde Mesnevi’ye yaptığı bu hizmet İran Kültür Bakanlığı tarafından dahi ödüllendirilmiştir. 2007 yılında Abdullah Öztemiz hususi olarak Meşhed kentine davet edilmiş ve orada kendisine altın madalya takdim edilmiş.
KAYNAKÇA: V. Behçet Kurdoğlu / Şair Tabipler (1967), V. Recai Velibeyoğlu / ÖBBŞKA (1975), A. Şentürk- M. Gülseren / Malatyalı Şairler (c. 1, 1993), Muhsin Macit / Gelenekten Geleceğe (1996), TBE Ansiklopedisi (c. 1, 2001), TDE Ansiklopedisi (c. 4, 1976), İhsan Işık / Yazarlar Sözlüğü (1990, 1998) – Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2001, 2004) – Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2007, 2009) – Ünlü Edebiyatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 4, 2013) – Encyclopedia of Turkey’s Fomous People (2013), Dr. Abdullah Öztemiz Vefat Etti (gemlikgundemgazetesi.com, 16 Aralık 2015), Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu vefat etti (bizimsemaver.com, 18 Aralık 2015).
-
Bursa’da Konut Heyecanı
-
Staj ve Çıraklık Mağduriyeti Meclis Gündeminde
-
Türkiye’nin Bayraktar TB3’ü NATO’da Görevde
-
Akaryakıtta Fiyat Artışı Başladı
-
Altın Küresel Piyasalarda Yükselişte
-
Epstein ile Dostluğunun Bedeli Ağır Oldu
YORUM BIRAK
YORUMLAR
-
M. Umur Öztemiz 30 Nisan 2023 14:06Beyhan hanım, rahmetli babam ile ilgili bu son derece aydınlatıcı yazıyı derleyip yayınladığınız için teşekkür ederiz. Çocukluk ve gençlik yıllarımızı keyifle geçirdiğimiz güzel Gemlik’imizde ,sizin gibi araştırmacı yazarların olmasıda gurur vericidir.


