Mahkemenin “mutlak butlan” (hukuken geçersizlik) kararının ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı seçilen Özgür Özel’in başvurularını inceleyen TBMM Başkanlığı, CHP grup toplantısının yapılmasına onay verdi. Mahkeme kararıyla 2.5 yıllık aranın ardından yeniden genel başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu ise TBMM Başkanlığı’nın toplantı talebine “Böyle bir talebimiz yoktur” şeklinde yazılı yanıt verdi.
Kılıçdaroğlu’nun itirazları ve yaşanan hukuki tartışmaların gölgesinde toplanan CHP Meclis Grubu’nda kürsüye çıkan Özgür Özel, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
Salonda “Kurultay” Sloganları ve Tepkiler
Grup toplantı salonunu tamamen dolduran partililer, Özgür Özel’in salona girişini beklerken eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine “Hain Kemal” sloganları attı. Özgür Özel’in kürsüye çıkmasıyla birlikte salondaki coşku artarken, partililer bu kez “Başkan Özgür” tezahüratları yaptı. Konuşma sırasında sık sık sloganlarla sözü kesilen Özel’e, partililer tarafından “Kurultay” çağrısı yapıldı.
Özgür Özel’in grup toplantısındaki konuşmasından öne çıkan başlıklar şunlardır:
“Hepinize teşekkür ediyorum. Meclis bugüne kadar çok grup toplantısı gördü ancak dışarıda bekleyen 3 bin 200 arkadaşımıza ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Bu yürüyüş, tarihin doğru tarafında durma, tarih yazma ve parti ile ülkenin geleceğine yönelik saldırılara karşı durma ziyaretidir. Karşı karşıya kaldığımız büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşıyacağız.”
“Dostu Düşmanı Ayırmakta Ustalaştık”
“Üç haftalık bir aranın ardından milletin meclisinde, olmamız gereken yerde ve milletvekillerimizin takdir ettiği görevimizle ait olduğumuz kürsüdeyiz. Bizi soracak olursanız, biz bildiğiniz gibiyiz; taşları kırmakta da dostu düşmanı birbirinden ayırt etmekte de biraz daha ustalaştık. Bugün burada bulunan her bir arkadaşımız partinin en alt kademesinden, damarlarından, alyuvarından ve akyuvarından gelmektedir.”
“Hain Kemal” Sloganlarına Müdahale
Salondan yükselen “Hain Kemal” sloganları üzerine konuşmasına ara veren Özel, partilileri şu sözlerle uyardı:
“Sizler sokağı bilen, sokağın sesini ve öfkesini duyanlarsınız. Ancak bizim bugünkü görevimiz bu öfke ve tepki seslerini Meclis çatısı altına taşımak değildir. Bizim görevimiz, büyük kumpasa karşı direniş, mücadele ve umut seslerini yükseltmektir. Son grup toplantımızdan bu yana 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile Kurban Bayramı’nı geride bıraktık ancak bu süreçte bayramlarımızı zehir eden gelişmeler de yaşadık.”
Gadir-i Hum Bayramı ve Gezi Eylemleri Anması
“Bugün Gadir-i Hum Bayramı. 1 milyona yakın Arap Alevi vatandaşımızın, sevgi ve bağışlamanın en üst noktaya çıktığı bu özel gününü yürekten kutluyorum. Son seçimlerde bize yüzde 93, Samandağ ilçesinde ise yüzde yüz destek vererek dualarını esirgemeyen tüm vatandaşlarımıza selamlarımı iletiyorum.
Ayrıca bu üç haftalık süreçte, Cumhuriyet tarihinin en büyük demokratik itirazlarından biri olan Gezi eylemlerinin 11. yıl dönümünü de andık. O dönemde hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan, Medeni Yıldırım, Hasan Ferit Gedik ve Berkin Elvan’ı rahmetle anıyor, hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Taksim Dayanışması ve İstanbul Dayanışması üzerinden yıllar sonra bir darbe kumpası kurgulandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına rağmen halen cezaevinde tutulan Tayfun Kahraman, Osman Kavala, Can Atalay, Mine Özerden ve Çiğdem Mater’e selam gönderiyorum; çok yakında kavuşacağız. Meclis Başkanı başkanlığındaki komisyonda ortaklaşılan ve ‘AYM ile AİHM kararlarına uyulmalıdır’ denilen 6. maddeyi hatırlatarak, tüm milletvekillerini attıkları imzaya ve namuslarına sahip çıkmaya davet ediyorum.”
Ekonomik Kriz ve Enflasyon Verileri
“Hepimiz milletin seçilmiş temsilcileriyiz ve ne yaşarsak yaşayalım milletin gündeminden kopamayız. Halkımızın ağır bir ekonomik kriz altında ezildiğini görüyoruz. 2018 yılından beri derinleşen bu krizde, mayıs ayı açlık sınırı 18 bin 969 liraya, yoksulluk sınırı ise 61 bin 788 liraya yükselmiştir. Emekliler, asgari ücretliler, memurlar ve tüm çalışanlar yoksulluk ya da açlık sınırının altında yaşamaktadır.”
“Çiftçi Toprağı Bırakacak Hale Geldi”
“Ülkemizde çiftçi yaş ortalaması 58’e ulaşmış, üç çiftçiden ikisi ‘asgari ücretli iş bulursam seneye ekim yapmam’ der hale gelmiştir. Türkiye, gıda enflasyonunda ve genel enflasyonda Avrupa’da birinci, dünyada ise beşinci sıradadır. Enflasyon oranı bizden kötü olan ülkeler ya savaş ya da iç savaş içerisindedir; Güney Sudan, İran, Arjantin ve Brezilya dışındaki tüm coğrafyalarda enflasyon Türkiye’den daha iyi durumdadır. Türkiye’nin bir aylık enflasyonu, dünyadaki yüz ülkenin bir yıllık enflasyonundan daha fazladır.
Bu durum, liyakatsiz kadrolardan ve iktidarı kaybetmemek için yapılan siyasi operasyonlardan kaynaklanmaktadır. Devletin 30 yıl önce verdiği diplomayı bir rakibi tasfiye etmek için iptal ettiği bir düzende, vatandaşın tapusuna veya banka cüzdanına güven kalmaz. Ana muhalefet partisinin hukuki güvencesinin olmadığı bir yerde ülkenin risk primi, borçlanma maliyeti ve faizleri yükselir. Bu kriz; hukuk tanımayanlar, mahkeme kararlarını hiçe sayanlar ve rakiplerini hapse attıranlar geride kalmadan, ‘millet kazandı’ denmeden bitmeyecektir.”
“Türkiye’nin En Büyük Sorunu Vergi Adaletsizliğidir”
“Türkiye’deki en büyük sorun verginin adaletsiz alınmasıdır. Servet sahipleri toplam verginin sadece yüzde 11’ini öderken, vatandaşlar dolaylı vergilerle yüzde 64’ünü, ücretli çalışanlar ise gelir vergisiyle yüzde 24’ünü ödemektedir. Esas vergi vermesi gerekenlerin onda bir, az kazanması gerekenlerin ise onda dokuz ödediği bu düzen haksızdır.
Bu sefalete çözüm bulamayanlar ve bir daha seçim kazanamayacağını anlayanlar, demokrasinin iktidar değişimlerini mümkün kılan yapısından vazgeçmek istemektedir. Milleti adaysız, partisiz; partiyi lidersiz bırakarak alternatiflerin iktidar tarafından belirlendiği şekli bir demokrasiye dönmek amaçlanmaktadır. Kendi ifadeleriyle ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ gerçeğiyle yüzleştiler. İstanbul üst üste üç kez tercihini yapmış ve bu irade belirginleşmişken, yapılan iş gelecekteki iktidara ve o partiye yönelik bir darbe girişimidir.”
“3 Yıl Önce Kara Düzeni Değiştirmek İçin Yola Çıktık”
“Bizler 3 yıl önce bu düzeni değiştirmek için hep birlikte yola çıktık. Çok kazanmamız gereken bir seçimi hatalarımız ve kusurlarımızla kaybettik. O seçimin ertesi günü bu salonda üzüntüden kendine gelemeyen, kaybetmeyi hazmedemeyen binlerce insan vardı. İşte o anlayış, ‘CHP değişirse Türkiye değişir’ diyerek bir değişime inandı ve bunu gerçekleştirdi.
İsmet İnönü, 14 Mayıs 1950’de seçimi kaybettiğinde devir teslime hazır olduğunu belirterek Demokrat Parti’yi tebrik etmiş ve demokrasi madalyasını almıştır. Bizim kurultayımızda da ilk kez bir siyasi parti genel başkanı demokratik bir yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün genel başkanlık görevini bırakanın da bırakmayı bilseydi madalyası o kadar büyük olacaktı.”
Kılıçdaroğlu’na Gönderme ve Kurultay Sonuçları
“İhanet, yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kalındığında içinde hissedilen bir duygudur. Bu yüzden salonda öfke cümleleri yerine geleceğe yönelik umut sloganları atılmalıdır. Genel seçimlere gün sayarken, 10 ay önce 5 partiyle yüzde 25 alan parti, değişim ve doğru stratejiyle yüzde 38 oy alarak 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu ve AK Parti’yi ilk kez yendi.
Milletin istediği adayları ortaya çıkardığımızı görenler, ailelerimize ve yakınlarımıza haksızca saldırmaya başladılar. Biz ‘iktidar yürüyüşünden vazgeçmeyi, makbul muhalefet olmayı reddediyoruz’ dedikçe, geçmişte Ekrem Başkan’ı cezaevinde ziyaret edenler veya kurultayda bizi alkışlayanlar, ‘partiyi bize verirseniz alıştığınız gibi kaybetmeye devam ederiz’ mesajı verdiler.”
Genel Merkez Önündeki Olaylar
“Karşımızda 5 Kasım kurultayını ve 31 Mart yerel seçimini hazmedemeyenlerin ittifakı vardır. Bir mahkeme kararıyla genel merkezin önüne polisle, biber gazıyla, plastik mermiyle ve partili olmayan kişilerle gelerek gençlik kollarımızın karşısına dikildiler. Biz o kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk; onlar ise o kapıya dayanarak bu partiye büyük bir utanç yaşattılar.
Şu anda maalesef iki farklı CHP görüntüsü var. Bir tarafta butlan kararıyla bizleri polis zoruyla dışarı atanlar ve orada oturanlar; diğer tarafta ise Meclis çatısı altında partisine ve ülkesine sahip çıkanlar var. Bizim tarafımızda ezilenlerin yanında olmak ve kazanma ümidi varken, diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih edenler bulunmaktadır.”
Genel Merkez Yönetimine ve Atakan Sönmez’e Tepki
“Şu an genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin bir evladı değildir. 1,5 yıldır TGRT’den maaş alan ve partimizle uğraşan birisi gelip basın danışmanı olmuştur. Sizin aidatlarınızla alınan arabalara ‘haram mal’ diyecek kadar ileri gitmişlerdir. Mahkeme mahkeme gezip butlan kararı kovalayanlar, geçmişte bu partinin kanını emenler, şimdi devlet karşısında partinin avukatı gibi davranıp haklı başvurularımızı geri çekmeye çalışmaktadır.
İzmir İl Başkanımın gözü önünde söylüyorum; evladımız Gülşah yoğun bakımdayken onun namusuna iftira atanlar, şimdi gidip o partide kutlama yapıyorlar. Ancak milletimiz bu oyunu bozmuştur. Genel merkezden polisle çıkarıldığımızda Meclis’e yürüyüşümüz ve Milli Egemenlik Parkı’ndaki duruşumuz bir milattır. Biz o yürüyüşle köhnemiş düzeni ve onunla iş birliği yapanları arkamızda bıraktık.”
Erdoğan’ın Açıklamalarına Yanıt
“Cumhurbaşkanı Erdoğan 10 gün sonra ilk kez konuşarak ‘Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz’ demiştir. Bize FETÖ yakıştırması yapmaya kalktıklarında kumpasları iyi bilen Ahmet Tatar, İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal buradadır. O kumpaslarda nerede duruyorsan şimdi de tam orada duruyorsun. Önümüze barikatlar çektiğin, TOMA’ları dizdiğin o sürecin şoför koltuğunda sen oturuyorsun. 21 Mayıs butlan darbesini yapan da polisi partimize sokan da sensin.
Bu mesele CHP içi bir mesele değil; Erdoğan, rejim ve millet arasındaki bir meseledir. 15 Temmuz darbe girişiminde bu meclis bombalandığında, darbeye karşı ilk telefonu AK Parti’ye ben açtım. 15 milletvekilimizle kapalı meclisi açtırıp ‘darbenin karşısındayız’ dedik. O gün bize teşekkür edenler, bugün kendi yaptıkları darbe girişimleriyle demokrasinin karşısında olduklarını göstermişlerdir.”
Delegelere Yönelik İnceleme İddiaları
“Kurultayımızı iptal etmek için delegelere cep telefonu dağıtıldığı, KİPTAŞ’tan ev verildiği gibi asılsız iddialar ortaya attılar ancak hiçbirini ispat edemediler. Anayasa Mahkemesi kararlarına uygun olarak, 15 günlük süre içinde 552 delegeden imza toplamak üzere dün sabah harekete geçtik. Kısa sürede imza sayısı 600’ü aşıp bine doğru ilerlerken, delegelerin ve yakınlarının hesaplarının inceleneceği yönünde soruşturma haberleri yayıldı.
Bizim elinizden geleni ardınıza koymayın. CHP’nin hiçbir delegesi iradesini kol saatlerine veya menfaatlere teslim etmez. Bir selamımla imza yollayan tüm delegelerimize helal olsun. İmam-ı Şafi’ye ‘Fitne zamanı hakikati tutanları nasıl anlarız?’ diye sormuşlar; ‘Düşman okunu takip edin, o sizi hak ehline götürür’ demiştir. Bugün düşmanın oku demokrasi, adalet isteyenlere ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelmiştir. Milletimizin iktidarı değiştirme iradesi saldırı altındadır.”