Kardeşlik Eskiydi, Biz Yeni Gittik…

Köşe Yazıları - 29 Nisan 2026 11:54

Bu köşe yazısında; Gemlik ile Navodari kentleri arasındaki kardeş şehir ilişkisinin ticari olarak da geliştirilmesi amacıyla, Gemlik Belediyesi’nin organizasyonu, Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası ile Gemlik Ticaret Borsası temsilcilerinin katılımıyla, Romanya’nın Bükreş, Köstence ve Navodari şehirlerinde gerçekleşen ve benim de Gemlik Gazeteciler Cemiyeti’ni temsilen takip ettiğim temaslara dair izlenimlerimi genel hatlarıyla aktaracağım.

Aslında gözlemlerimi bir yazı dizisi şeklinde kaleme almayı planlamıştım ama eskiden olduğu gibi haftalık gazeteler, sayfaların kenarlarında uzun uzun boy gösteren yazar köşeleri artık olmadığından “Bu hafta geçen haftaki yazının devamında ne var acaba?” diye okumak için bekleyecek meraklı sadık okur bulma imkanının da ortadan kalkması sebebiyle, ziyarete binaen tüm müşahede ettiklerimi bir lahzada dikkatinize sunmaya karar verdim. Artık hepimiz ekranlarda içerikleri süratle kaydırmaya alıştığımız ve online ortamda artık her şey çok hızlı tüketildiği için de sanırım en doğrusu bu olsa gerek.

Kardeş şehir uygulamaları, bildiğiniz üzere gerek yurt içinde gerekse yurt dışında farklı şehir halklarının kaynaşması adına büyük katkı sunan protokoller.

Sosyal, kültürel ve ekonomik bağları güçlendirmek amacıyla yürütülen bu iş birlikleriyle; bilgi ve deneyim paylaşımı, ekonomik iş birliği ve birlikte kalkınma, kültürel etkileşim ve turizm açısından yeni fırsatlar yakalama, eğer varsa ortak sorunlara birlikte çözüm arama ve halklar arasında barış ve dostluk temelleri atma gibi hedefler gözetilir.

Hafızamızı tazeleyelim.

Bu bağlamda Gemlik’in de çok sayıda kardeş şehri var. En eskilerinden biri 2001 yılında başlayan Romanya’nın Navodari kardeş şehirliği. Deprem riski taşıyan iki şehrin tecrübe paylaşımı yapması amacıyla 2024 yılında Japonya’nın Nanao şehri, 2025 yılında savaş sonrası yeniden yapılanma sürecine teknik destek vermek amacıyla Ukrayna’nın Byshiv şehri, 2023 yılında kültürel ilişkileri ve soy bağlarını güçlendirmek amacıyla Gagavuzya’nın Dezginja şehri ile kardeş şehir protokolleri imzalandı.

Bunlara ilaveten Gürcistan’ın Ahıska, Bosna Hersek’in Zavidovici, Bulgaristan’ın Tırgovişte, Amerika Birleşik Devletleri’nin Lauderhill ve Yunanistan’ın Nea Kios şehirleri ile kardeş şehir protokollerimiz mevcut.

Yurt içinde ise iki bölge arasındaki yoğun göç dalgasıyla oluşan gönül bağı münasebetiyle Tunceli’nin Pülümür ilçesi ile bir kardeş şehir protokolü 2023 yılında imzalandı. Kısa süre önce de Zonguldak’ın Çaycuma ilçesi ile yine protokol imzalayarak kardeş şehir olduk.

Geçen sene kardeş şehir olduğumuz Gagavuzya’nın Tülüköy şehri de bir başka dostluk köprüsü kurduğumuz şehir. Uluslararası yeni bir kardeş şehrimiz ise bu sene başında ön protokolün imzalandığı soydaş ülke Özbekistan’ın Koşarabat şehri olacak.

Ne kadar çok kardeş şehir protokolü ile bağ kurduğumuz kent var, değil mi?

Peki, bunlardan hangisi ile en başta saydığımız amaçlar doğrultusunda ciddi etkileşim sağlanabildi? Ya da bu saydığım şehirler ile kardeş olduğumuzu Gemlik kamuoyu biliyor mu? Mesela bu yazıda okuduğunuz kaçının ismini daha önce duydunuz? Sorular çoğaltılabilir.

Bu kadar çok kardeş şehir protokolü yapılmış kent ile bu protokollerin gereklilikleri tam manasıyla yerine getirilmeye çalışılsa, sanırım Gemlik Belediyesi Kültür Müdürlüğü bünyesinde birkaç personelin istihdam edildiği müstakil bir birim kurulması gerekir.

Tabii ilişki kurulan bu şehirlerden en önde geleni, belki de ilklerden olması dolayısıyla daha fazla yaşanmışlık ve paylaşılmışlığın olduğu Navodari. Buradaki öne çıkış, Romanya özelinde de Türk-Romen ilişkilerinin tarihi ve ticari boyutları göz önüne alındığında daha anlamlı bir hâle geliyor elbette.

Türk-Romen halklarının tarihi ve ticari bağını anlatmaya sadece bu konunun ele alındığı müstakil bir köşe yazısı bile yeterli gelmez. Ama çok kısa değinmek gerekirse, çok az ülkenin başkentinde ve önemli meydanlarından birinde başka bir devlet başkanının heykeli bulunur?

Başkent Bükreş’in en işlek ve şık caddelerinden biri olan Calea Victoriei üzerinde, Odeon Tiyatrosu yakınında Atatürk‘ün hatırı sayılır büyüklükte bir büstü bulunmaktadır. Yine Köstence ve Dobruca kentleri ile birlikte, Türkiye harici dünya üzerindeki 39 Atatürk anıtının dört tanesi Romanya’da bulunmaktadır. Romanya bu konuda tüm diğer dünya ülkelerini geride bırakmıştır. Bükreş merkezindeki Türk Şehitliği’nde ise bine yakın askerimizin kabri bulunmaktadır.

Ticari olarak da Romanya ile ilişkilerimiz oldukça büyük ölçekte devam etmektedir. Romanya’daki tüm temaslarımızda buna dair oldukça fazla bilgiye sahip olduk. Son 5 yılda iki katına çıkan oran ile Romanya ile güncel ticaret hacmimiz 14 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu azımsanamayacak bir rakam. Üstelik Romanya’nın içinde bulunduğu Avrupa Birliği üyesi ülkeler haricinde ticarette ilk sıradaki ihracat ülkesi Türkiye. İthalatta da durum benzer şekilde. Romanya’ya Çin’den sonra en büyük ikinci ithalatçı konumundaki ülke yine Türkiye. Özellikle Bükreş Büyükelçiliğimizde, Romen Türk Ticaret Odası’nda ve Köstence Ticaret Odası’nda Türk yetkililer tarafından bize yapılan sunumlarda, Türk yatırımcıların şu an Romanya’daki kamu yatırımlarındaki en büyük yüklenici firmaların sahipleri olduğunu ve yaklaşık 20 bin Türk şirketi ile 30 bin iş insanının burada faaliyet gösterdiğini öğrendik.

Ancak ticari emtia olarak Gemlik’in en büyük ekonomik varlıkları arasında yer alan zeytin konusunda, Romanya özelinde maalesef bazı dezavantajlarımız var. Çünkü Avrupa Birliği üyesi İtalya ve Yunanistan, Gemlik zeytini ile mukayese edilemeyecek kalitedeki ürünlerini vergi muafiyeti avantajıyla çok ucuza Romanya’ya satabiliyor. Romen halkının damak tadını da bu minvalde kendi ürünlerinin rayihasına alıştırmışlar. Tabii zamanında büyük tantanalarla imzalanan “Gümrük Birliği” anlaşmasının bu gelişmeler ışığında onların ortak, bizim pazar olduğumuz bir hâle nasıl evrildiğini görmek çok acı. Bir de Romen halkı zeytini akşam tüketiyor. Sabah kahvaltısında zeytin tüketme alışkanlıkları yok. O nedenle önce reklamlar vasıtasıyla bunun özendirilmesine yönelik tavsiyeler aldık bu ziyaretler esnasında. Bunun ne kadar başarılabileceği ve bir toplumun beslenme alışkanlıklarının ne kadar değiştirilebileceği elbette tartışılır.

Türk-Romen halklarının kaynaşmasının en büyük vesilelerinden biri de elbette futbol. Futbol sayesinde iki halk arasında hem teknik adamlar hem de futbolcular sayesinde ciddi dostluklar kurulmuş durumda. Bu konu tüm temaslarımız esnasında ele alınan mevzular arasında yer aldı muhakkak.

Gelelim Navodari’ye…

Köstence’ye bağlı Navodari kasabasının nüfusu 45 bin civarında. Karadeniz ve Taşaul Gölü‘ne kıyı bir kent. Çok az sayıda, %1 oranında Türk yaşıyor. Küçük bir kasaba burası. Ancak Romanya’nın en büyük ve Doğu Avrupa’nın en büyük petrol rafinerilerinden biri olan Petromidia Rafinerisi‘ne ev sahipliği yapan, önemli bir kimya ve sanayi şehri aynı zamanda. Bu yönden Gemlik’e benziyor.

Tercümanımıza sorduğumda yerel bir basın kuruluşunun olmadığını öğreniyorum. Tüm haberleri vatandaşa kendi sosyal medya hesaplarından belediye duyuruyor. Türkiye’deki gibi her eline telefon alan “Ben gazeteciyim” diye etrafta dolaşmıyor anlayacağınız.

Belediye binası iki katlı küçük bir yapı. Polis merkezi tek katlı, yine küçük bir bina. Zaten suç oranının yok denecek kadar az olduğu bir coğrafya burası. Ama Navodari, bağlı bulunduğu Köstence kenti ile birlikte yaz aylarında 3 milyon turisti ağırlıyor. Köstence’de 90 bin civarı Müslüman Tatar Türk’ü yaşıyor. Milletvekili nezdinde Romen Parlamentosu’nda temsil ediliyorlar.

Bölge büyük bir turizm destinasyonu. Kıyı şeridinde irili ufaklı yüzlerce otel, sadece yaz aylarında hizmet veriyor. Kışın kapalılar. Romanya’nın Avrupa Birliği’ne girmesi sonrası Avrupalı turistlerin hesaplı tatil adresi hâline gelmiş. Çünkü Euro, Romen Leyi karşısında 5 kat daha değerli. Romen Leyi ise Türk lirası karşısında 10 kattan fazla değerli durumda. Liman ticareti kapsamında Köstence Limanı’nın Romanya’nın bu alandaki en önemli merkezlerinden biri olduğunu ve burada işlem gören yüklerin 4’te birinin Türk menşeili ürünlerden oluştuğunu öğreniyoruz. Limancılık alanında da Gemlik ile benzer yönler mevcut.

Peki!

Tüm bu bilgilerin ışığında en çok irtibatımızın olduğu, karşılıklı en çok ziyaretin gerçekleştiği, en sağlam dostluk köprüsünün inşa edildiği Navodari ile Gemlik’in kardeşlik ilişkileri ne durumda?

Biz bu gezi programına, ilişkilerin sadece karşılıklı kültürel gezilerle sınırlı kaldığını ve bu ziyaretimizin ticari anlamda ilk girişim olduğu yönündeki bilgilendirme ile yola çıktık. Ancak durum Gazeteci Kadri Güler’in de gezi ile ilgili kaleme aldığı köşe yazısında belirttiği gibi böyle değilmiş. Yazısında bana da orada bulunma amacım olan, Romanya ile Gemlik arasındaki haber köprüsünün kurulması görevimi layıkıyla yapmam nedeniyle yaptığı övgü için yeri gelmişken teşekkür ederim. Deneyimli bir isimden bu övgüyü almak kıymetli.

Güler yazısında; Başkan Mehmet Turgut döneminde Borusan Boru ve Marmosan Mermer firması yetkililerinin Navodari’ye götürüldüğünü yazmıştı. Marmosan’ın kamu binaları için Navodari’ye mermer sattığını, ünlü heykeltıraş merhum Tankut Öktem’in de Navodari için heykeller yaptığını belirtmişti.

Mehmet Turgut baba dostudur. Merhum babamın memleketimiz Konya Ereğli’den belediye başkan adayı olduğu dönemde, kendisi de aynı partiden Gemlik’ten aday olmuş ve kazanmıştı. Turgut, yıllar önce nikâhımı kıyarak sevgili eşim ile benim aramda nasıl güçlü bir bağ kurduysa, 2001 yılında da Gemlik ile Navodari şehirleri arasındaki bağı da aynı şekilde kendi başkanlık döneminde güçlü bir şekilde başlatmış. Bu dostluğa büyük emek harcamış. Belki de bugün bu bağların bu denli kuvvetli olmasının temelinde bu güçlü ve samimi başlangıç yatıyor.

Ziyaret sonrası sosyal medyadan yaptığım haberleri takip edip beğendiği için tebrik ve teşekkür için beni arayan Turgut’un eşi Nuriye Hanım’ın anlattıklarını duyunca, şunu anladım ki 2001 yılından bu yana devam eden kardeş şehir ilişkilerinin bir hafızası olması gerektiği çok aşikâr. Niçin böyle bir düşünceye sevk oldum, hemen anlatayım.

Belediye başkanı Mehmet Turgut’un eşi ve o dönemde “First Lady” olan, gelişmelerin yakın tanığı Nuriye Turgut’un anlattıkları oldukça çarpıcı. Turgut, kendisi ile yaptığımız sohbette; şu an Navodari’de musluklardan akan suyun, Gemlik firması Borusan Boru tarafından Romanya’ya ihraç edilen borular vasıtasıyla şehir şebekesinde dolaşarak vatandaşa ulaştığını kaydetti.

Ama bana asıl çarpıcı gelen olay ise manevi alanda oldu.

Navodari’de akşam saatlerinde yemek sonrası yaptığınız bir gece yürüyüşü esnasında, bir kilisenin yanına cami inşa edilmiş olduğunu gördük. Yan yana iki dinin ibadethanesinin üzerlerinde dinî semboller yer alıyordu. Kilise üzerinde gece ışıl ışıl parıldayan bir haç, caminin yanındaki minarenin üzerinde ise yine ışıl ışıl parıldayan İslam’ın sembolü hilal ve yıldız vardı. Üstelik o gece hava oldukça berraktı ve derin karanlıkta minare üzerindeki hilal ile yıldızın aynısı, ay döngüsü çakıştığı için birebir şekilde gökyüzünde semadan bize canlı şekilde aynı anda yan yana arzı endam ediyordu. Hepimizin dikkatini çekti bu durum. Ve herkes bu güzel manzaranın fotoğrafını çekmeye başladı. Ben de oldukça güzel kareler yakaladım. Ama bilmediğimiz bir şey vardı. Bu cami, Navodari ile aramızda kardeş şehir protokolünü başlatan ve bu alanda çok emeği olan Mehmet Turgut’un girişimi ile hayat bulmuş bir eserdi. Bunu Nuriye Hanım ile görüştükten sonra öğrendim.

Nuriye Hanım bizim tesadüfen görüp fotoğrafladığımız caminin hikâyesini anlattı bana. Navodari Belediye Başkanı Dobro İyon dönemindeki bir ziyarette, Başkan Mehmet Turgut şehirdeki az sayıdaki Müslüman adına bir cami için yer talebinde bulunur. Başkan İyon ise bu talebe, siyasi olarak kendisine olumsuz geri dönüşü olacağını bildiği ve bunu da Başkan Turgut’a belirttiği hâlde olumlu geri dönüş sağlar. Mehmet Turgut ise demir tavında dövülür misali arsanın hemen temin ve tahsisini ister. Başkan ise yer olarak hiç çekinmeden üstelik kendi ibadethanelerinin hemen yanı başındaki arsayı belirler. Mehmet Turgut işi daha da hızlandırarak kardeş şehir başkanından bir iş makinesi getirip temel kazısının onlar oradayken yapılmasını ister. Öyle de olur. Temel çukuru başında hemen bir kurban kestirerek, dinî olarak da olaya bir hükmî şahsiyet kazandırır. Bu iş bitiricilik, analitik düşünme ve hızlı aksiyon alma değil de nedir? Sonrasında cami ile yakından ilgilenir Mehmet Turgut. İnşa ve tefrişat masraflarının bir bölümünü de kendi cebinden karşılar. Çinileri ve çini ustaları Kütahya’dan, avizeler İstanbul’dan, altın varakla hat edilmiş Allah ve Muhammed lafızlarının yazılı olduğu panolar ise Özbekistan’dan getirtilir. Cami, Gemlik heyetinin bir sonraki ziyaretine kadar kısa sürede inşa edilerek ibadete açılır.

Açılışta Gemlik heyeti ile birlikte Navodari Belediye Başkanı Dobro İyon, yardımcıları ve çok sayıda Navodarili de abdest alıp namaza katılır. Çok duygusal ve dokunaklı bir anı. Eğer hikâyesini bilmezseniz, anlamlı bir eserin önünde geçmişini bilmeden sadece fotoğraf çekersiniz. Banisini bilerek bir vefa teşekkürü etmek bile nasip olmaz size. Sadece “Yaptırandan Allah razı olsun” der ve geçersiniz bizim gibi. Nuriye Hanım, bugün caminin yanındaki müştemilatta Ramazan aylarında ihtiyaç sahipleri için Müslüman-Hristiyan ayrımı yapmaksızın yemek ikramında bulunulduğunu ve camide mukabele programlarının düzenlendiğini kaydetti.

Velhasıl-ı kelam, bizim bir gece vakti karşılaşıp kıvançla fotoğrafını çekip paylaştığımız caminin meğer çok derin bir hikâyesi varmış.

Nuriye Turgut Hanımefendi’den duygusal başka anılar da dinledim. Örneğin cami için arsa tahsisini hiç düşünmeden yapan Başkan Dobro İyon’un oğlunun düğününe Gemlik’ten ailece katılırlar. Mehmet Turgut’un taktığı takıya Romen aileler şaşırır. Çünkü onlarda düğünde takı âdeti yoktur. Sonra dönemin Köstence Valisi de Turgut ailesinin torunlarının sünnet düğününe iştirak eder. Tabi Türk adetlerini öğrenmiş olarak ve hediyesi ile birlikte. Dostluklar daha da koyulaşır. Sonraları Başkan İyon rahatsızlanır, felç geçirir ve yatağa mahkûm olur. Başkan Turgut, yoğun programı nedeniyle kendi gidemediği için oğlu Ali’yi hemen Navodari’ye gönderir. Karşısında Türk dostunu gören Dobro İyon, doktorların şaşkın bakışları altında ayağa kalkmaya gayret eder ve bir miktar da doğrulur. Elini kaldırarak uzatmaya çalışır. Bu durum karşısında hastane odasındaki herkes gözyaşlarına boğulur. Bu vefa karşısında, İyon’un vefatı sonrası eşi hiçbir programda Gemlik kafilesini yalnız bırakmaz. Dönüşlerde otobüs gözden kaybolana dek arkalarından el sallar.

İşte size iki kardeş şehrin yöneticilerinin ve halkının nasıl bir dostluk hikâyesi yazabileceklerine dair önemli anekdotlar.

Başkan Turgut şimdilerde biraz rahatsız. Buradan kendisine sağlık dileklerimi iletiyorum. Eşi Nuriye Hanım’a da şahsımı tebriki ve verdiği bilgiler için ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.

Gemlik Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Durmuş Uslu’dan, gece önünde birlikte gezdiğimiz caminin bu yaz Gemlik Belediyesi tarafından gerekli olan bakım ve onarım çalışmalarının üstlenileceğini öğrenince doğrusu sevindim. Vefakâr ve kıymetli bir girişim. Tebrik ediyorum.

İşte bu tarihî bağlar ışığında elde edilen kültürel farkındalıklar sayesinde, Navodari Belediye Başkanı Florin Chelaru tarafından belediye binasında sıcak bir şekilde karşılanan Gemlik Heyeti’ne, Chelaru tarafından Türk çayı ve Türk kahvesi ikramı çok anlamlıydı. Şık bir jestti.

Heyet başkanımız, Gemlik Belediye Başkan Yardımcısı Durmuş Uslu ise Başkan Florin Chelaru’nun bu misafirperverliğine karşılık olarak son Gemlik ziyaretinde kendi elleri ile topladığı zeytinlerden oluşan anlamlı bir hediye takdim etti. Her iki isim de çok sayıda kardeş şehir protokollerinin olmasına karşın, Gemlik ve Navodari’nin karşılıklı olarak en çok duygusal bağa sahip şehirler olduğunu deklare ettiler.

Navodari ile uzun yıllara dayalı kardeşlik ilişkileri kapsamında güzel dostluklar oluşmuş. Bunu bu ziyarette fark etmemek imkânsızdı. Navodari’de otel girişindeki sıcak karşılamalar, kucaklaşmalar, insanların birbirlerine ismen hitap etmeleri…

Uzun süredir görmediği bir aile bireyi ile kavuşmuş gibiydi insanlar. Birbirlerinin diline dair öğrendikleri yeni kelimeleri kullanma telaşı da vardı, daha önce gelip bu ziyarette yer alamayanları heyecanla soranlar da…

Birbirine hediye verenler de vardı, eşinin çocuğunun hatırını soranlar da…

İşte ziyaretimizde bu sımsıcak, dostane, içten ve samimi anlar yaşandı.

Kardeşlik eskiydi, biz yeni gitmiştik…

Hem ecdadımız Romanya’ya yüzyıllar önce gitmiş ve derin izler bırakmıştı hem de bizden öncekiler Navodari’ye gitmiş ve kardeşliğin temellerini atmıştı.

Uzun uzun anlattığım bu anların kayda geçmesi, sonraki nesillere aktarılabilmesi için bundan önceki ziyaret haberleri, etkinlik fotoğraf ve videoları, konuşmalar ve organizasyona dair tüm detaylar bir havuzda toplanmalı. Az önce bahsettiğim gibi dostluk hikâyelerinin bir hafızası olmalı. Hatta bunun için kataloglar hazırlanmalı ve tüm kardeş şehirlerle sürdürülen temaslar, belediyenin internet sitesinde özel bir bölümde ulaşılabilir şekilde arşivlenmeli. Bu acil, öncelikli ve önemli bir konu.

Evet! Gelelim son tahlilde bu organizasyonda kimlerle irtibata geçildiğine.

Ziyaretlerde sırasıyla;

Türkiye’nin Romanya Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan.

Bükreş Büyükelçiliği Ticari Ataşesi Hasan Oktay Duygun.

Romanya Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Tamer Atalay.

Gemlik’te de yakından tanınan, 22 yıl ilçemizde yaşamış olan Gemlik Ticaret Lisesi Kurucu Müdürü ve aynı zamanda Romanya Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Baraş.

Romanya Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Türkiye Temsilcisi Özgür Alp.

Romanya Parlamentosu üyesi ve Romanya’daki Tatar Türklerinin temsilcisi Bükreş Milletvekili Varol Amet.

Romanya Parlamentosu Dost Ülkeler Grubu Başkanı Milletvekili Solomon Adrian.

Türk asıllı Köstence Vali Yardımcısı Şenol Ali.

Navodari Belediye Başkanı Florin Chelaru.

Köstence Ticaret, Sanayi, Denizcilik ve Tarım Odası Genel Müdürü Ruxandra Serescu.

Türkiye’nin Köstence Başkonsolosluğu Ticari Ataşesi Aygün Eski.

Romanya’da farklı sektörlerde faaliyet gösteren iş insanları ve şirket temsilcileri.

İşte tüm bu isimler Gemlik Heyeti’ne tam destek mesajı verdi. Oradan bildirdiğim haberlerde, uzun ve detaylı şekilde temaslara dair bilgileri ilettim. Burada tekrar olmasın. Ama özetle, vize süreçlerinin kolaylaştırılması ve yatırımcıların önünü açacak tecrübe paylaşımında bulunulması yönündeki destek mesajları bunların başında geliyor.

Tüm bu yetkin isimler, “Biz buradayız ve hazırız.” diyorlar. Romanya’da; inşaat, gıda, turizm, sağlık ve lojistik gibi alanlarda yatırım fırsatları olduğunu yineliyorlar.

Bu arada Romen Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nı çok tecrübeli ve birikimli gördüğümü söylemek istiyorum. Romen Cumhurbaşkanı dâhil kamuda çok sayıda etkili isim ile iyi ilişkilerinin olduğunun altını çizen Başkan Tamer Atalay; Türk şirketlerinin Romanya’daki yatırımlarının önünün açılması adına girişimlerde bulunduklarını ifade ederken, “Burası sizin Romanya’daki adresiniz, karşılaştığımız her sorunda size destek olmak ve yol göstermek için hazırız.” şeklinde konuştu. Gemlikli iş insanlarının, isterlerse odalarının Türkiye Ofisi ile de irtibata geçebileceklerini ilave etti. Hatta Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası ile iş birliği protokolü imzalamaya hazır olduklarını ve her türlü desteği sunabileceklerini dile getirdi.

Bu noktada eğer fayda umulacağı düşünülürse; Bursa’daki il ve ilçe ticaret ve sanayi odaları veya Bursa’daki bu konuda yurt dışı yatırım tecrübesi olan iş insanlarıyla da irtibata geçilebilir.

Temasların en mühim anlarından biri ise Köstence Ticaret, Sanayi, Denizcilik ve Tarım Odası ile Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası arasında bir iş birliği protokolü imzalanmasıydı. Protokol; Köstence Ticaret, Sanayi, Denizcilik ve Tarım Odası Genel Müdürü Ruxandra Serescu ile Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatih Ayvaz tarafından alkışlar eşliğinde imza altına alındı.

Buradaki törende Başkan Vekili Fatih Ayvaz’ın şu sözü çok manidardı: “Ben Romanya’da bu atmosferin olduğunu bilseydim, yaklaşık 1,5 sene önce tarafıma gelen lojistik alanındaki yatırım teklifini asla geri çevirmez ve bu yatırımı gerçekleştirirdim.” Bu söz, ziyaretin ne kadar yerinde ve amacına ulaşmış olduğunun da bir göstergesi niteliğindeydi.

Evet, orada bir kardeş şehir var uzakta. Bilmeniz yetmiyor! Görmeniz de… Gitseniz bile kafî gelmiyor. Girişimde bulunmanız gerekiyor. O nedenle artık un, şeker, yağ, fıstık, hatta tencere, ocak ve kaşık… Hepsi hazır! Artık helva yeme zamanı.

 Haksız mıyım?

Yazının sonunda organizasyona dair bazı tespitlerimi de aktarmak isterim. Her organizasyonda olabilecek ve anlayışla karşılanması gereken küçük bazı aksaklıkların dışında gayet güzel bir programdı. Özellikle organizasyonun paydaşı tüm kurumların çalışanlarına teşekkür ederim, emeklerine sağlık. Benim gözlemlediğim kadarıyla bundan sonrası için bazı tedbirler alınması faydalı olur. Mesela, resmi temasların haricindeki serbest zamanlar münferit değil de organize ve toplu olarak, ziyaret rotaları daha nokta atışı yerler seçilerek değerlendirilebilir. Örneğin Bükreş’te Atatürk büstünün bulunduğu meydan ziyaret edilebilir. Bazı gezi katılımcıları serbest zamanlarda tesadüfen burayı keşfettiler. Köstence’de ecdadın izlerinin olduğu tarihi Türk Beldesi Mecidiye ziyaret edilebilir. Orada soydaşlarımız ile kendi dilimizde sohbetler yapılabilir. Onlarla kucaklaşılır ve memleketten selam iletilebilir. Benden söylemesi.

Dört gün boyunca toplantılar, ziyaretler ve temaslar ile birlikte dostluğun sıcaklığına, samimiyetin gücüne ve yıllara dayanan kardeşliğin ruhuna da şahitlik ettim.

Oldukça keyif aldığım ve verimli geçtiğine inandığım gezi, benim açımdan da yeni arkadaşlıklara, pekişmiş dostluklara ve güzel anılar biriktirmeme vesile oldu.

Kaleme aldığım haberler ve objektifime yansıyan kareler vasıtasıyla, bu dostluk anlarını sizlere ulaştırmaya çalıştım. Oldukça yorucu bir süreçti benim için.

Dolu dolu geçen dört günlük program esnasında bizlerin tanık olduğu anlamlı ve güzel anların, Gemlik Belediyesi Basın Bürosu vasıtasıyla Gemlik yerel basın kuruluşları ve organizasyonun paydaşı kurumların resmi paylaşımları ile Romanya’dan Gemlik’e kurduğum haber köprüsü sayesinde aktarılabilmesine umarım katkı sunabilmişimdir.

İnanıyorum ki bu ziyaret, iki kardeş şehir arasında ekonomik iş birliklerini büyütecek, iş insanlarına yeni kapılar açacak ve dostluğu daha da güçlendirecek bir başlangıç olacaktır.

Bu anlamlı organizasyonda emeği geçen tüm paydaş kurumların kıymetli yöneticilerine ve üyelerine de gönülden şükranlarımı sunuyorum.

Farklılıkların ayrıştırmadığı ve zenginlik kattığı topraklardan, birlikte yaşamanın, birbirine saygının ve kardeşliğin ne kadar kıymetli olduğunu hissederek ayrıldık Navodari’den.

Dostlukla kurulan köprülerin, ticaretle güçlenmesi dileğiyle…

Navodari’ye ve onun güzel insanlarına selam olsun.

“Pe curând, dragi frați din Năvodari. Vă transmitem salutări călduroase din Turcia.”

BENZER HABERLER