Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke’de imzalanan ortak savunma anlaşması, bölgesel güvenlik dengeleri açısından yeni bir dönemin işareti olarak değerlendiriliyor. Üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının tümüne yapılmış kabul edilmesini öngören anlaşma, İsrail ve Yunan basınında geniş yankı buldu.
“Petrol, nükleer güç ve güçlü ordu aynı anlaşmada”
İsrail’in önde gelen yayın organlarından Ynet, Mekke’de imzalanan anlaşmayı üç önemli Müslüman gücü aynı savunma çatısı altında buluşturan dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirdi.Haberde, anlaşmanın en dikkat çekici maddesinin ülkelerden birine yönelik silahlı saldırının üç ülkeye birden yapılmış kabul edilmesi olduğu vurgulandı.
“Önemli bir askeri ittifaka dönüşebilir”
Ynet’in haberinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki mevcut askeri ilişkilerin de anlaşmanın gelecekteki kapasitesine işaret ettiği belirtildi.Pakistan’ın uzun yıllardır Suudi Arabistan’a askeri eğitim ve teknik destek sağladığı, son dönemde ise krallıkta asker, savaş uçakları, insansız hava araçları ve hava savunma sistemleri bulundurduğu aktarıldı.Türkiye ile Pakistan arasındaki savunma iş birliğinin de son yıllarda genişlediğine dikkat çekilirken, Ankara-Riyad hattındaki ilişkilerin özellikle savunma sanayisi alanında güç kazandığı vurgulandı.
İstihbarat ve teknoloji paylaşımı gündemde
Anlaşmanın yalnızca karşılıklı savunma taahhüdüyle sınırlı kalmayabileceği de değerlendiriliyor.Ynet, üç ülke arasında istihbarat ve teknolojik bilgi paylaşımının yanı sıra ortak askeri tatbikatlar ve eğitim faaliyetlerinin de gündeme gelebileceğini aktardı.Bu durum, anlaşmanın zaman içerisinde kurumsal ve operasyonel bir yapıya dönüşmesi ihtimalini gündeme getirirken, üç ülkenin bölgesel krizlere karşı daha koordineli hareket etmesinin de önünü açabilir.
Türkiye-İsrail gerilimi İsrail basınının gündeminde
İsrail basınında anlaşmanın zamanlaması da ayrıca ele alındı. Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde imzalanan anlaşmanın, Ankara’nın bölgesel güvenlik kapasitesi açısından yeni bir tablo ortaya çıkarabileceği belirtildi.Ynet, üç ülkenin bölgedeki gelişmeler karşısında daha bağımsız hareket edebilme kapasitesini artırmaya çalıştığını aktarırken, Türkiye ile İsrail arasında gelecekte yaşanabilecek olası bir çatışmanın yaratabileceği sonuçlara dikkat çekti.
Yunan basını: “Yeni bir İslami NATO mu?”
Anlaşmanın yankıları Yunanistan’da ise daha farklı bir boyut kazandı. Yunanistan merkezli Naftemporiki, gelişmeyi “Yeni bir İslami NATO?” başlığıyla gündeme taşıdı.Gazete, anlaşmadaki karşılıklı savunma maddesinin NATO’nun 5. maddesine benzerliğine dikkat çekerek, bazı analistlerin oluşan yapıyı yeni bir “İslami NATO” olarak değerlendirdiğini aktardı.
Atina’da Riyad-Ankara yakınlaşması endişesi
Yunanistan’ın Kathimerini gazetesi ise anlaşmanın Atina açısından doğrudan sonuçlarına odaklandı.Gazete, Yunanistan’ın son yıllarda Suudi Arabistan ile ilişkilerini geliştirmek amacıyla önemli diplomatik girişimlerde bulunduğunu hatırlattı. Riyad’ın Türkiye ile kapsamlı bir savunma anlaşmasına imza atmasının ise Atina’da yeni soru işaretlerine yol açtığı ifade edildi.
“Yunan dış politikasına ciddi darbe”
Dnews ise anlaşmayı Yunan dış politikası açısından “ciddi bir darbe” olarak değerlendiren yorumlara yer verdi.Yunanistan’ın Suudi Arabistan ile ilişkilerini geliştirdiği bir dönemde Ankara’nın Riyad’la doğrudan stratejik savunma anlaşması imzalaması, Atina açısından önemli bir değişim olarak yorumlandı.Bu değerlendirmelere göre Türkiye’nin Körfez’deki savunma ve güvenlik alanındaki etkisinin artması, Yunanistan’ın bölgedeki diplomatik açılımlarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
Türkiye’nin stratejik rolü güçlenebilir
Yunanistan merkezli Capital gazetesi ise anlaşmanın sembolik boyutuna dikkat çekti. Anlaşmanın Mekke’de imzalanmasının, Müslüman ülkelerin bölgesel güvenlik meselelerinde daha doğrudan ve bağımsız bir rol üstlenmek istediğine yönelik bir mesaj taşıdığı değerlendirmesine yer verildi.Gazete, üç ülkeyi önemli bir güç bileşimi olarak tanımlarken Suudi Arabistan’ın ekonomik gücü ve savunma harcamalarındaki kapasitesi, Türkiye’nin güçlü konvansiyonel askeri yapısı ve savunma sanayisi ile Pakistan’ın nükleer güç statüsünü öne çıkardı.Capital’e göre Türkiye, anlaşma sayesinde Körfez’deki savunma sanayisi pazarındaki etkinliğini artırabilir. Bunun yanı sıra Ankara’nın istihbarat, askeri eğitim ve güvenlik alanındaki iş birliği ağlarını genişletmesi de mümkün olabilir.
Bölgesel güvenlik denkleminde yeni dönem
İsrail ve Yunan basınında yer alan değerlendirmeler birlikte ele alındığında, Mekke’de imzalanan anlaşmanın yalnızca üç ülke arasındaki askeri iş birliği açısından değil, bölgesel güç dengeleri bakımından da yakından takip edildiği görülüyor.Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın sahip olduğu farklı stratejik kapasitenin aynı savunma mekanizması içerisinde buluşması, anlaşmanın gelecekte ne ölçüde kurumsallaşacağı sorusunu da gündeme getiriyor.