“İLHAMI BEKLEYEMEZSİN, ONU SOPAYLA KOVALAMAN GEREKİR.”
JACK LONDON
Dünya Yazarlar Günü, yazarları ve yazı sanatını kutlamak için her yıl 1 Kasım’da kutlanan bir etkinliktir. Bugün, yazarların emeğine saygı göstermek, okumayı teşvik etmek ve yazma sanatının önemini vurgulamak amacıyla düzenlenen etkinliklerle doludur.
Dünya yazarlar gününde Gemlik Kitap Fuarı günlerinde ilçemize misafir yazar olarak gelen ama Gemlik’te geçirdiği günleri, arkadaşlarını hiç unutmayan, dost canlısı, güler yüzlü, güzel insan bir dünya yazarından bahsetmek ve onu biraz tanıtmak istiyorum.
SAMİYE KAPLAN
06.01.1951 Bilecik doğumlu. İlk ve ortaokulu Gemlik’te, liseyi Ankara’da Aydınlıkevler Lisesi’nde okur. Anadolu Üniversitesi Köln’de Halkla İlişkiler ve tarih okur.
1970 yılında Özhan Kaplan ile evlenir. Hakan ve Melike adında iki çocuğu vardır.
Yayınlanan eserleri:
- Michael ile Mete ve Ses
- Oma Selime
- Yaman Ayrılık
- Mağara
- Şiirsel ve Tarihsel Türkiye Seyahatnamesi
1986-1988 Türk Veliler Derneği Başkanı
1989-1994 Pulheim Belediyesi Kültür sorunları konusunda tüm yabancıları temsil etti
1994-1999 Pulheim Belediyesi gençlik ve yaşlılar sorunları konusunda tüm yabancıları temsil etti
1995-2000 Pulheim Belediyesi Yabancılar Meclis Üyesi
2011- Studenten Akademiker und Unternehmen e.V. Yönetim Anadolu Üniversitesi
2024- Internationale Schriftsteller Union in Solingen e.V Stellvertreterin Uluslararası Yazarlar Birliği Solingen Derneği 2. Başkan
Samiye Kaplan, şiirsel bir anlatımla gezdiği, gördüğü her ili kitabında anlatmış.
Bana imzalayarak hediye ettiği bu kitapta Gemlik’i bir de onun kaleminden, yüreğinden dökülen sözcüklerle ondan dinleyelim.
GEMLİK
Gemlik’e ilk gelen
Herkül oldu M.Ö 1200
Adını Syrus koydu.
Milet’liler değiştirdi
Kios dedi
Likya, Persler, Büyük İskender
Bithanion’un eline geçer
Adına “Prusias ad Mare” der
“Prusias’ın denizi”
Bitaniyon kralı ismini verdi
Roma Bithanion’u tarihten sildi
Gemlik’i elde etti
Doğu Roma, Bizans derken
Selçuklulara geçti
O yıllarda gemi üretilen yerdi
“Gemi” kelimesinden
Gemlik adı verildi
Anadolu Selçuklular devrinde
Harçlı istilaları yaşanır
Orhan Bey’le Osmanlı’ya katılır
Kios, Çiftekaya Tepe Antik kentleri
Hagios Aberkios Kilise ve Manastırı (Kurşunlu)
Michael Gabriel Kilisesi (Kurşunlu)
Camiye çevrilen
Balıkpazarı Ortodoks Kilisesi
Tarihi Köprü (Büyükkumla)
Büyük ve Küçük Hamam (B.Kumla)
Arap Hamamı (K.Kumla)
Şeyh Abdullah ve Harmanlık Dede Türbeleri (K.Kumla)
Ve Eski Cami (Küçükkumla)
Celal Bayar Vakfı ve Müzesi
Rum Okulu (1864)
Atatürk Okulu’na çevrildi.
Başta Yahya Danış Ekim
Öğretmen evi konağı olmak üzere
Konakları, evleri
Hayranlıkla görmeli
Sadece tarihi mi?
Zeytini, aynı zamanda
Bir sanayi şehri
Celal Bayar gibi değer
Dünyaya geldi
Umurbey kuşbakışı
Körfezi izledi
Gemlik benim için de önemli
İlk ve ortaokul yıllarım geçti
Benim dizelerimde Gemlik
“Deniz bazen hırçınlaşır
Vururdu pencereme
Çoğu zaman süt liman
Vurulurdum güzelliğine”
Şimdi dinleyelim Orhan Veli’yi
“Gemlik’e giderken
Denizi göreceksin
Sakın şaşırma”
Şaşırma sırası sizde
Gemlik’e gidince
GEMLİK KİTAP LİMANI – SÖZCÜKLERİN ROTASI
Geçen ay düzenlenen kitap fuarı etkinliğinde “Gemlikli Yazarlar” olarak bir araya geldik. Gemlik Belediyesi ve emek veren herkese teşekkür ediyoruz. Tüm okurlarımıza da ayrıca teşekkür ediyoruz.
Samiye Hanım, bu fuarı beklediğini ve Gemlik Belediyesi’ne telefon açarak sürekli tarihini sorduğunu söyledi. Fuarın duyurusu birkaç gün önce yapıldı. Ve maalesef yer darlığı nedeni ile sadece “Gemlik’te oturan yazarlar kabul edilsin” diye bir karar çıktı. Gemlik Belediyesi’nin belki kural koymakta haklı nedeni vardı fakat Cemal Kırgız, Samiye Kaplan, Zafer Köse, Mine Dev ve adını sayamayacağım kadar Gemlik’te doğmuş, yaşamış değerli yazarlara en azından davet edilme nezaketi gösterilmesini doğru buluyorum.
Samiye Hanım, ısrarla gelmek istediğini söyleyerek Belediye Başkanı Şükrü Deviren’e ulaşmış, kendini başkanın talimatı ile kabul ettirmiş ve son iki gün aramızda olabildi. Aslında bu söz bile benim içimi acıtıyor. Yazarlık bir meslek değil. Emekle, sevgi ile ve maddi imkanlarımızı zorlayarak ortaya çıkarılan kitapların karşılığı, ancak kitapların okunması ve okuyucu ile buluşmaktır. Ahmet Ümit (kendisi kitaptan para kazandığını ve kazanan ender yazarlardan biri olduğunu söyledi) olmadıkça kimse kitaptan para kazanmaz.
Değerli arkadaşım fuarda olduğu için çocuklar gibi mutluydu. Onun asıl amacı Gemlik’te olmak, dostları ile kucaklaşmak ve bu çalışmalarının gururunu yaşamaktı. Duyuru yapılabilmiş olsaydı eminim standının önünde okul ve çocukluk arkadaşlarından oluşan bir kuyruk olurdu. Kızı Melike Kaplan, damadı ve torunları ile gelmiş, bir otelde kalıyordu. Yani, sattığı ve hediye ettiği kitaplardan yol parasını bile karşılaması mümkün değildi.
O nedenle yetkililerin bizlere böyle bakmasını ve ne kadar kırılgan olduğumuzu unutmamasını hatırlatmak istiyorum. Dünya Yazarlar Günü, kitaba ve yazara verilen değer ölçüsüne bakılırsa, boş boş kutlanan günlerden öteye geçmez.
Ben iki gün için de olsa değerli yazarımızla ve diğer yazar arkadaşlarla birlikte olmaktan, söyleşilerini dinlemekten mutlu oldum. İnşallah tekrar yeni konular ve kitaplarla birlikte olmak dileğiyle.
Bu yazım belki iki bölüm halinde yayınlanacak ve geç bir kutlama olacak. Yazmanın günü olmaz. Kaleminiz hiç susmasın diyerek tüm yazar arkadaşlarımın gününü kutluyorum.
Henüz daha tanışmadan “Anılarda Yaşarken Gemlik” kitabımın 5.cildinde yazar Samiye Kaplan ve babası Haydar Bey ile ilgili bir derleme yapmıştım. Samiye Hanım o kadar nazik ki, bu kitabı kendisi ve kız kardeşi için imzalattı. Onun Haydar Bey kitabını okumuş ve etkilenmiştim.
Kısa bir özetle;
GEMİÇLİ HAYDAR BEY
Haber Kaynağımız: Samiye Kaplan (Haydar Bey’in kızı)
Ali Haydar Aras (Süleymanov) 22 Mayıs 1903 tarihinde Azerbaycan’ın başşehri Bakü’de doğdu.
Hukuk eğitimini bitirdikten sonra ilk görevini askeriyede yaptı. Ardından Hızı şehrine tayin oldu. Orada ev sahibinin kızı ile ilk evliliğini yaptı. İlk eşinden üçü kız, ikisi erkek olmak üzere 5 çocuğu oldu. Çok mutlu, sevgi, saygı dolu bir yuvası vardı.
Tayini nihayet doğduğu yer Bakü’ye çıkınca, ailesi ile birlikte üç yaşındaki eşinin erkek kardeşini de yanında götürdü. Maksadı yedi çocuklu kayınpederinin yükünü azaltmak, aynı zamanda Bakü gibi büyük bir şehirde Necmettin’i iyi yetiştirip yüksek okullara göndermekti.
1941’de Almanlar’ın Rusya’ya saldırması üzerine ikinci kez askere çağırıldı.
Kırım’da askeri görevini yaparken, 1943’ten itibaren ailesi ile irtibatı kesildi. Çünkü Almanlar, eğer kendilerine yardımcı olurlarsa Rus baskısından ülkelerini kurtaracaklarına söz vermişlerdi. Böylece diğer birçokları gibi SS Kozak askerlerine katıldı.
1943-1945 Berlin’de siyasi gazetelerde yazar olarak çalıştı.
1945’de Almanlar’ın yenilmesi üzerine U.S. askerleri tarafından esir olarak İtalya’ya sürüldü.
Tam Amerikalılar Ruslar’a teslim etmek üzere iken, 450 esiri Kral Faruk özel gemisi ile bizzat Mısır’a kaçırır. İçlerinden biri de Ali Haydar Süleymanov’dur.
1946-1948 yılları arasında Kral Faruk’un başta harası olmak üzere kilometre karelerce büyüklüğündeki çiftliğine genel müdür olur ve lüks bir konakta yaşar.
Bütün dünya isim koymuştur: Demir Perde! Maalesef kendi güzel ülkesi de sımsıkı içeridedir. Kuş uçurtmazlar. Vatanına, eşine, evlatlarına ulaşması olanak dışıdır. Bu durumda kendisi ve diğer esir arkadaşları, kendileri gibi Türk olan kardeşleri ile Türkiye’de yaşamak isterler ve Türkiye’ye sığınırlar. CHP zamanı TBMM’den toplu Türk uyruğuna girme izni çıkar.
Ali Haydar Süleymanov “Aras” soyadını alır.
Tüm haklarını alıp, işi oluncaya kadar Kral Faruk’un talimatı üzerine, Kral Faruk’un halasının kızı Prenses Emine Hanımefendi’ye ait Mermer Köşk’te misafir olur. Bu arada, orada görevli olan Canan Hanımefendi’nin yeğeni Nazik Belin’le ikinci evliliğini yapar. Yıl 1951.
Önce Aksaray ardından Bakırköy’de ikamet ederler. Önce Halkalı’daki Ada Çiftlik’te, ardında Sarıyer- Kilyos arası bulunan Bozkurt Tavuk Çiftliği’nde yönetici olan Ali Haydar Bey, Hulusi Emek adında bir iş adamının Gemlik Gemiç Köyü’ndeki kayınpederi Osman Gemiç’e ait yerleri tavuk çiftliğine dönüştürmek istemesi üzerine oluşturmak ve yönetmek amaçlı Osman Bey’in çiftliğine eşiyle birlikte yerleşir.
Her yıl zeytin zamanı Gemiç Köyü’ne çalışmak için gelen Mustafa Çakıcı’nın o yıl ilk defa ailesi ile gelmesi, ardından çiftlikte işçi arandığını duymasıyla çalışmaya başlaması üzerine Mustafa’nın kızını çok severler ve evlatlık olarak alırlar.
Samiye’ye daha iyi bir eğitim sağlamak için Gemlik’e taşınmalarına rağmen, sağlığında Haydar Bey Gemiç Köy mezarlığına defnedilmesini defalarca söylemesi nedeniyle 7 Mart 1967’de ebediyete gözlerini kapatması üzerine askeri ve sivil araçlar eşliğinde Gemiç Köyü’nde defnedilir.
Askeri araçlarla olma şansı Allah’ın bir hikmeti olarak oluştu.
Şöyle ki; Hulusi Emek Tavuk Çiftliği’nde traktör ehliyeti olup, kullanma salahiyeti sadece Gemiçli Adem’e aitti. Dere Köylü genç işçilerden traktör kullanmaya meraklı Sarı Selim’in göz kaş arası traktörü kullanıp dereye yuvarlaması yüzünden tamirat çok pahalıya mal olur. Bunun üzerine sorumlu olan Haydar Bey’i İstanbul’a çağıran Hulusi Bey, çocuk gibi azarlar. Hemen oracıkta tamir parasını (17000 Lira) veren Haydar Bey işi terk eder.
Hulusi Bey’in bu densiz davranışını duyan Şükrü Paşa’nın oğlu Danış Ekim Bey, hemen Haydar Bey’e ulaşır ve iki misli maaş teklifi ile Tuzla Çiftliği’ne yönetici olarak alır ve bir zamanlar Şükrü Paşa’nın oturduğu çiftlikteki konağı Haydar Bey’e tahsis eder.
Tuzla Çiftliği’ne ulaşım çok zordur ve sadece askeri araçlarla mümkün olması dolayısıyla Haydar Bey’e askeri araçlara binme yetkisi verilir. Bu vesile ile yakinen tanıyan tüm askeriye, özellikle yüksek rütbeli subaylarla yakın ilişkileri olur ve güzel dostluklar kurulur.
İlk kalp krizini esir kaldığı İtalya’da geçiren Haydar Bey’i, ikinci kriz bir salı günü Gemlik’te yakalar. Osman Bey’in grip olduğunu duyan Haydar Bey ziyaret etmek üzere evden çıkar. Osman Bey’in evine yakın yokuşu çıkarken tekrar kriz gelmesi üzerine 7 Mart 1967’de bu değerli varlığı 64 yaşında kaybederiz.
Melike Kaplan: Annem Samiye Kaplan hep özlem dolu Gemlik’i bize anlatırdı. Albümde bu resimlere her zaman bir merakla bakar. Annemin arkadaşlarını, bu yaz Gemlik’te düzenlediği kendi kitabının okuma gününde büyürken merakla izlediğim fotoğrafların sahipleri ile tanışma olanağında buldum. Annemin 52 yıl önceki okul ve sınıf arkadaşları ile buluşma, hasret, özlem içerikli duygu dolu anlardı.
Samiye Kaplan: Burası çocukluğumu geçirdiğim, buradan 1.2.3. sınıfları okumak için traktör veya kağnı arabası ile Gemiç Köyü’ne her sabah götürülüp akşamları alındığım, çok güzel çocukluk anılarımın olduğu yer mi? Çiftlik Osman Bey amcaya aitti. O yıllarda damadı Hulusi Emek, tavuk çiftliği şeklinde oluşturmuştu. Babam da oluşturan idareci idi.
Samiye Kaplan’ın yeni kitabı “Yaman Ayrılık”
24 Ocak 1970 yılında evlilik yoluyla Almanya’ya gelen 67 yaşındaki Bilecikli Samiye Kaplan’ın Yaman Ayrılık isimli kitabı yayınlandı. 2009 yılında yayınladığı Mischael ile Mete adlı kitabı çıkan Samiye Kaplan, bu kez Yaman Ayrılık’ı yazdı. Köln’de yaşayan iki çocuk annesi Samiye Kaplan, yazdığı 340 sayfalık yeni kitabı hakkında şu bilgileri verdi:
66 YIL SONRA BULUŞTUK
“6 yıllık bir çalışma olan kitabım 2.Dünya Savaşı’nda Berlin’de gazetecilik yapan ve iki yıl yaşayan babam Ali Haydar Süleymanov’ın hayatını içeriyor.
Babam büyük bir ayrılık acısı yaşıyor. Savaştan ötürü eşini ve çocuklarını göremiyor. 1941 yılında Azerbaycan’da yaşarken Kırım’a Rus askeri olarak gidiyor. 1943 yılında Alman askerlerinin tarafına geçtikten sonra Berlin’e gönderiliyor.
Asıl mesleği hukukçu olan Ali Haydar Süleymanov, ABD esiri olarak Napoli’ye sürülüyor. ABD güçleri esirleri oradan da Sibirya’ya gönderip Ruslara teslim ederken, Mısır Kralı Faruk 450 esiri Kahire’ye kaçırıyor. Bu kaçırdığı esirler arasında babam Ali Haydar Süleymanov da var. İki yıl Mısır’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye iltica yapıyor. Azerbaycan’a bir daha girmesi mümkün olmuyor. 5 çocuğu ve eşini hayatının sonuna kadar göremiyor. Bu acı dramı ve bir daha kavuşamamanın öyküsünü kaleme aldım.
Yaman Ayrılık, babamın yaşadığı gerçek bir hayat öyküsüdür.
Bunu yazarak paylaştığım için çok mutluyum. Çünkü 66 yıl sonra Azerbaycan’daki babamın bir daha göremediği yaşayan evlat ve torunlarıyla buluşup tanıştık. Bakü’ye birkaç kere gittim ve babamın ruhunu yâd ettim”
Duygu dolu, tarih içerikli Yaman Ayrılık isimli kitap Filiz Kitapevi tarafından yayınlandı.
Kaynak: ha-ber.com/Metin ES / KÖLN