Eski Bakanın Ölümünde Yeni Bulgular

| Haber Girişi: 2 Ekim 2026 12:29 | Son Güncelleme: 2 Ekim 2026 12:29 A A

Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancı cemaatin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında gerçekleşen şüpheli ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Organize Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturma tamamlandı.

Başsavcılık, Denizolgun’un özel doktoru, 3 Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlisi ve 2 şüpheli hakkında toplam 3 ayrı iddianame hazırladı. Soruşturmanın ise çok yönlü olarak sürdüğü bildirildi.

Özel doktora “yalan tanıklık” suçlaması

Hazırlanan ilk iddianamede, Denizolgun’un özel doktoru Nurettin Demirkol hakkında “yalan tanıklık” suçundan dava açıldı. Demirkol, soruşturma kapsamında 4 Eylül’de bu suçtan tutuklanmıştı.

İkinci iddianamede ATK görevlileri İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. hakkında “belgede sahtecilik” suçlaması yöneltildi.

Üçüncü iddianamede ise A.G.D.K. ve H.T.K. hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan dava açıldı. Sanıklar hakkında istenen cezalar ile davaların hangi mahkemelerde görüleceği henüz açıklanmadı.

Çiftlikte 36 saatlik dikkat çeken boşluk

Savcılık kaynaklarından edinilen bilgilere göre Denizolgun, 6 Eylül 2016 saat 15.00’te at binmek amacıyla İstanbul Beykoz’daki çiftliğine geldi. Eski bakan, 7 Eylül akşamı bir çiftlik çalışanı tarafından ölü bulundu.

Denizolgun’un yaklaşık 36 saat boyunca görülmemesi ve çiftlik çalışanının bu süre içinde durumu merak etmemesi soruşturma dosyasında dikkat çeken unsurlar arasında yer aldı.

O dönem yapılan otopside ölümün beyin kanamasına bağlı doğal ölüm olduğu değerlendirilmişti. Basında yer alan haberlere göre, otopsiyi yapan ATK doktoru Yusuf İslam Duman’ın daha sonra FETÖ üyeliği nedeniyle işlem gördüğü belirtildi.

Kayıp telefon soruşturmanın kilit noktalarından biri

Denizolgun’un kayıp cep telefonu da soruşturmanın önemli başlıklarından biri oldu.

Telefonun, ölümün ardından tereke mahkemesi aracılığıyla belirlenen bir kişiye teslim edildiği tespit edildi. Ancak döneme ait mahkeme kayıtlarında cihazın kime verildiğine ilişkin net bir bilgi bulunamadı.

Telefondan halen sinyal alınamadığı, cihazın Kuriş ailesi üyelerinden birinde olabileceğinin değerlendirildiği bildirildi. Başsavcılık, telefona ulaşılması için çalışmalarını sürdürüyor.

Ailenin suç duyurusuna önce takipsizlik kararı verildi

Denizolgun’un kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun ile oğlu Fatih Süleyman Denizolgun, ölümün “planlı bir cinayet” olduğunu öne sürerek 2024 ve 2025 yıllarında suç duyurusunda bulundu.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ise Eylül 2025’te ihbarı “soyut ve genel nitelikte” değerlendirerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Dosya, 2026 yılında yeniden açıldı.

ATK önce “görüntü yok” dedi, ardından 145 kayıt gönderdi

Savcılık, Şubat ile Temmuz 2026 arasında Denizolgun’un otopsisine ilişkin video kayıtlarını ATK’dan üç kez talep etti. ATK, her üç başvuruda da kayıt bulunmadığını bildirdi.

Ailenin 13 Ağustos’ta Faili Meçhul Soruşturma Bürosu’na başvurmasının ardından ATK, 18 Ağustos’ta önceki bildiriminden farklı olarak savcılığa 145 fotoğraf ve video kaydı gönderdi.

Bunun üzerine mahkeme, Denizolgun’un mezarının açılmasına ve yeniden otopsi yapılmasına karar verdi.

Yeni otopside göğsünde 4 morluk tespit edildi

25 Ağustos 2026 tarihli bilirkişi raporunda, Denizolgun’un göğsünün sağ tarafında 4 ayrı morluk alanı bulunduğu belirtildi.

Raporda, bir kişinin dizini göğse bastırarak ağız ve burnu yastıkla kapatmasının ölümle sonuçlanabilecek bir boğma eylemine yol açmasının “mümkün” olduğu değerlendirildi.

Raporda ayrıca 2016 yılında gerçekleştirilen ilk otopside tıbbi eksiklikler bulunduğu belirtildi.

Yeğeni Alihan Kuriş hakkında da soruşturma

Yeni raporun ardından 26 Ağustos’ta Denizolgun’un yeğeni Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçundan soruşturma başlatıldı.

Kuriş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “Alihan Kuriş Suç Örgütü” soruşturması kapsamında tutuklu bulunuyor.

Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’in, Denizolgun’un ölümünden yaklaşık 3 ay sonra Arden Gıda’daki yüzde 45’lik hisseyi 500 bin lira karşılığında satın almaya karar verdikleri belirtildi. Denizolgun’un şirkette yüzde 90 hisseye sahip olduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin ise 2020’de söz konusu işlemi hükümsüz sayarak hisselerin yasal varise devredilmesine karar verdiği kaydedildi.

Doktorun 155 aramasıyla ilgili çelişki

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan doktor Nurettin Demirkol, olay günü 155’i kendisinin aramadığını ve olay yerinde bulunmadığını söyledi.

Ancak HTS kayıtlarında söz konusu çağrının Demirkol’un telefon numarasından yapıldığı belirlendi. Arayan kişinin kendisini “aile doktoru” olarak tanıttığı tespit edildi.

Demirkol ise telefonunu ortada bırakmış olabileceğini ve cihazı başka bir kişinin kullanmış olabileceğini öne sürerek “Hatırlamıyorum, bilmiyorum” şeklinde savunma yaptı.

Tanıklar Denizolgun’un sözlerini anlattı

Soruşturma kapsamında 21 tanığın ifadesine başvuruldu.

Tanıklardan biri, Denizolgun’un ölümünden önce kendisini öldüreceklerine ilişkin endişelerini dile getirdiğini ve “Beni belki de zehirlerler” dediğini anlattı. Başka bir tanık ise ölümün planlı olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Beş tanık da soruşturma kapsamında FETÖ bağlantısına ilişkin iddialarda bulundu. Bir tanığın ifadesine göre Denizolgun, Aralık 2013’te Fetullah Gülen’den “İlerleyen süreçte birlikte hareket edelim” mesajının yer aldığı bir mektup aldı ve teklifi reddetti.

HSK da inceleme başlattı

Öte yandan Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), soruşturma dosyasında adı geçen bazı yargı mensupları hakkında inceleme başlattı.

Başsavcılık, Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmanın çok yönlü şekilde sürdüğünü bildirdi.

Gündem - 12:29 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
MKS - Marmara Kimya Sanayi Borusan Liberal

SOSYAL MEDYA HESAPLARI

FOTOĞRAF GALERİSİ