Tuzsuz da Oluyor! Tansiyona Dost Bir Sofra Var mı?

| Haber Girişi: 16 Temmuz 2025 13:02 | Son Güncelleme: 7 Ağustos 2025 21:24 A A

Merhaba sevgili okuyucular,

Bugün kalbimize ve damarlarımıza kulak veriyoruz. Tansiyonunuz bazen yüksek mi çıkıyor? Peki ama her defasında suçlu sadece stres ya da genetik mi? Belki de en büyük neden sofranızda gizlidir. Belki farkında değilsiniz ama her çatalda kalbiniz sessizce sinyal gönderiyor olabilir.  Bugün sizinle birlikte hipertansiyonun mutfakla olan güçlü bağını çözüyoruz çünkü konumuz: Hipertansiyon. Halk arasında “yüksek tansiyon” olarak bilinen bu durum, ülkemizde her üç yetişkinden birinde görülüyor. Sessiz ama etkili bir tehdit…

Peki bu tabloyla nasıl başa çıkabiliriz? İlaçlara bağımlı kalmadan yaşam tarzımızla kan basıncımızı kontrol altına almak mümkün mü?

Cevabımız: Evet, mümkün! Gelin birlikte detaylara bakalım.

Öncelikle şunu kabul edelim: Hipertansiyon, sadece “tuzla vedalaşmak” demek değil. Günümüzde beslenme düzeni, bu sürecin en önemli bileşenlerinden biri haline gelmiştir. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, özellikle “DASH Diyeti” (Tansiyonu Düşürmeye Yönelik Diyet Yaklaşımı) ile Akdeniz tipi beslenme modelinin, kan basıncını düzenlemede oldukça etkili olduğunu gösteriyor.

Peki bu iki modelin ortak paydası ne? Aslında oldukça tanıdık:

  • Sebze ve meyveler bolca tüketiliyor.
    Tam tahıllar (bulgur, yulaf, karabuğday) sofrada baş köşede.
    Yağlı tohumlar, baklagiller ve az yağlı süt ürünleri tercih ediliyor.
    Kırmızı et ve işlenmiş et ürünleri minimum düzeyde.
    Ve tabii ki: Porsiyon kontrolü, yavaş yemek ve farkındalıkla beslenme.

“Ama hocam, mucize bir besin yok mu?” diye soranlar olacaktır. Elbette bazı besinler ön plana çıkıyor:

– Sarımsak, doğal bir tansiyon düşürücü olarak bilinir. Yapısındaki allicin maddesi sayesinde damarları gevşetici etkisi olabilir.
– Muz, potasyum içeriğiyle sodyumun zararlı etkisini dengeler ve sinir iletimini destekler.
– Ispanak, pazı ve roka gibi yeşil yapraklı sebzeler, nitrat içeriği sayesinde damar sağlığını destekler.
– Zeytinyağı, içerdiği polifenoller ile antioksidan etkiler sağlar.
– Yoğurt ve kefir, probiyotik desteğiyle bağırsak sağlığını iyileştirir, dolaylı olarak tansiyona katkı sunar.

Ancak, mucize tek bir besin değildir. Asıl mucize; besinlerin birlikte, zamanında, dengeli ve bilinçli bir şekilde tüketilmesindedir. Bu nedenle tek bir yiyeceğe odaklanmak yerine genel yaşam tarzını ele almak çok daha etkili olacaktır. 

Tuz Tüketimi: Denge Şart

Dünya Sağlık Örgütü, günlük tuz tüketiminin 5 gramı (yaklaşık 1 silme tatlı kaşığı) geçmemesini öneriyor. Ancak ülkemizde bu miktar ortalama 9-10 gram civarında. Üstelik bu tuzun büyük kısmı sofraya eklenen tuzdan değil, işlenmiş gıdalardan (hazır çorba, salam, turşu, cips, peynir vb.) geliyor. İşte bu yüzden “etiket okuma alışkanlığı” büyük önem taşıyor.

Su Tüketimi ve Hareket de İhmal Edilmemeli

Yeterli su içmek, kanın akışkanlığını artırarak kalbin iş yükünü azaltır. Ayrıca düzenli yürüyüş gibi basit egzersizler, damar elastikiyetini korur ve stres hormonlarını düşürerek tansiyonu olumlu yönde etkiler.

Son Söz Dersek..

Hipertansiyon, yaşam kalitesini düşüren ama doğru beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabilecek bir durumdur. Unutmayın; mutfağınız sizin eczaneniz olabilir. Zeytinyağlı sebzeler, taze otlar, tuzsuz ev yapımı yemekler ve bol renkli tabaklar en güçlü reçetenizdir. Gıda seçimlerinizi bilinçli yapmak, sadece tansiyonunuzu değil tüm bedeninizi korur.

Bir sonraki yazımda buluşmak üzere, tansiyonunuzun değil, yaşam sevincinizin yüksek olduğu sağlıklı günler dilerim.

Köşe Yazıları - 13:02 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
MKS - Marmara Kimya Sanayi Borusan Liberal
Kamil Beki Kent Lokantası

SOSYAL MEDYA HESAPLARI

FOTOĞRAF GALERİSİ