Beynin de biyolojik yaşı var

| Haber Girişi: 2 Eylül 2026 11:51 | Son Güncelleme: 2 Eylül 2026 11:51 A A

Ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yaşa bağlı kronik ve bilişsel hastalıkların görülme sıklığı da artıyor. Tıp dünyası ise artık yalnızca daha uzun yaşamayı değil, bedensel ve zihinsel yeterliliğin korunduğu sağlıklı bir ömür sürmeyi hedefliyor. Burtom Biyofiz Tıp Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Şule Karaarslan, takvim yaşı ile biyolojik yaşın her zaman örtüşmediğine dikkat çekerek, sağlıklı yaşlanmada yaşam tarzının belirleyici rol oynadığını söyledi.

Takvim yaşı aynı, biyolojik yaş farklı olabilir

Beynin biyolojik yaşının, kişinin yalnızca doğum tarihine bakılarak belirlenemeyeceğini ifade eden Karaarslan, beynin ve vücudun ne kadar sağlıklı yaşlandığının biyolojik yaş açısından önemli bir gösterge olduğunu belirtti.İleri yaşta olmasına rağmen merak eden, yeni şeyler öğrenen, sosyal yaşamını sürdüren ve aktif çalışan kişilerle; evinden çıkmayan, sosyal iletişimi azalan, kronik hastalıklarla mücadele eden ve günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan kişilerin biyolojik yaşlarının birbirinden oldukça farklı olabileceğini kaydeden Karaarslan, “Beynin biyolojik yaşını değerlendirirken hem fonksiyonel hem de yapısal parametrelerin birlikte ele alınması gerekiyor” dedi.

Alzheimer riskinde erken değerlendirme önemli

Alzheimer hastalığı ve bilişsel gerilemeye karşı erken tanının önemine vurgu yapan Karaarslan, değerlendirme sürecinin öncelikle kişinin aile öyküsü, sağlık geçmişi ve günlük yaşam alışkanlıklarının ayrıntılı biçimde sorgulanmasıyla başladığını söyledi.Nörolojik muayenenin yanı sıra hafıza testlerinin de uygulandığını belirten Karaarslan, bu testlerle dikkat, planlama, hafıza, görsel yapılandırma, hesaplama, soyut düşünme, karar verme ve dil becerilerinin değerlendirildiğini aktardı.Bazı hastalarda depresyon değerlendirmesinin de sürece dahil edildiğini ifade eden Karaarslan, nöropsikolojik testlerin beynin farklı bölgelerinin işlevleri hakkında önemli bilgiler sağladığını dile getirdi.

Beyin MR’ı yapısal değişiklikleri ortaya koyuyor

Beyin sağlığının değerlendirilmesinde görüntüleme yöntemlerinin de önemli bir yere sahip olduğunu belirten Karaarslan, beyin MR’ı ile yapısal değişikliklerin, inme gibi hastalıklara bağlı damarsal yüklerin, hafıza merkezinin durumu ve beyin hacminin değerlendirilebildiğini söyledi.Beynin mevcut durumunun yaşla uyumunun da bu değerlendirmeler kapsamında ele alınabildiğini ifade eden Karaarslan, gerektiğinde ileri görüntüleme yöntemleri ve genetik analizlerin de tanı sürecine dahil edilebildiğini kaydetti.

Bazı hafıza sorunlarının nedeni vitamin ve hormon eksikliği olabilir

Kan tahlillerinin de beyin ve genel vücut sağlığı hakkında önemli bilgiler verdiğini belirten Karaarslan, tam kan sayımı, kan şekeri, B grubu vitaminleri, B12 ve folat, homosistein, D vitamini, tiroid fonksiyonları, demir ve ferritin düzeylerinin değerlendirilebildiğini söyledi.Karaarslan, bazı vitamin ve hormon eksikliklerinin giderilmesiyle bu eksikliklere bağlı ortaya çıkan hafıza problemlerinin de düzelebileceğine dikkat çekti.

Alzheimer için kan testleri dönemi

Alzheimer hastalığının erken tanısında son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Karaarslan, geçmişte büyük ölçüde beyin-omurilik sıvısı üzerinden değerlendirilen bazı biyolojik belirteçlerin artık kan testleriyle de incelenebildiğini söyledi.Bu gelişmelerin hastalığı daha erken evrede yakalama ve uygun hastalarda tedavi sürecini zamanında başlatma açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Karaarslan, Alzheimer biyobelirteçleri arasında Aβ42/40 oranı ve pTau217’nin öne çıktığını belirtti.Karaarslan, uygun hastalarda bu laboratuvar testlerinin tıp merkezlerinde uygulanabildiğini de kaydetti.

Sağlıklı yaşlanmanın reçetesi: Uyku, hareket ve merak

Biyolojik yaşlanmanın yaşam tarzı değişiklikleriyle yavaşlatılabileceğini vurgulayan Karaarslan, sağlıklı bir beyin için kaliteli uykunun önemine dikkat çekti.Derin uyku sırasında beynin yenilenme ve gün boyunca oluşan atıkların temizlenmesi süreçlerinin gerçekleştiğini belirten Karaarslan, uyku düzeninin korunmasını ve yatmadan 1-2 saat önce telefon, bilgisayar ve televizyon gibi ekranlardan yayılan mavi ışığa maruziyetin azaltılmasını önerdi.Düzenli egzersizin de hem beden hem beyin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Karaarslan, hareketsiz yaşamın kilo alımı, kas ve damar hastalıklarının yanı sıra bilişsel gerileme riskini de artırabileceğini söyledi.

Sosyal hayat beyni de canlı tutuyor

Sosyal bağların ve yaşam boyu öğrenmenin bilişsel sağlığın korunmasında önemli rol oynadığını belirten Karaarslan, arkadaşlarla zaman geçirmek, yeni hobiler edinmek, üretmek ve yeni bilgiler öğrenmenin zihinsel ve ruhsal sağlık açısından değerli olduğunu kaydetti.Merak duygusunu koruyan ve öğrenmeye yaşam boyu devam eden kişilerin bilişsel fonksiyonlarının daha iyi korunabildiğine dikkat çekti.

Akdeniz tipi beslenme önerisi

Beslenme alışkanlıklarının da beyin sağlığının önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Karaarslan, Akdeniz tipi beslenmenin tercih edilmesini önerdi.Taze sebze ve yeşillikler, tam tahıllar, antioksidan içeriği yüksek nar, yaban mersini ve pancar gibi meyve ve sebzeler, baklagiller, sızma zeytinyağı ve balığın ağırlıkta olduğu; kırmızı et tüketiminin ise sınırlandırıldığı bir beslenme düzeninin benimsenmesi gerektiğini ifade etti.

“Amaç bağımsız ve üretken bir beyin”

Uzun yaşam süresine sahip toplumların ortak özelliklerine de dikkat çeken Karaarslan, bu toplumlarda sosyal ilişkilerin güçlü, yardımlaşma ve iyilik yapma eğiliminin yüksek, üretkenliğin ve fiziksel hareketliliğin sürdürüldüğünü, beslenmeye de özen gösterildiğini belirtti.Bütüncül sağlık takibinin önemine vurgu yapan Karaarslan; vitamin ve hormon eksikliklerinin giderilmesi, görme ve işitme kontrollerinin yapılması, bağırsak sağlığının korunması, kabızlıktan kaçınılması ve sigaradan uzak durulmasının sağlıklı yaşlanmanın önemli parçaları olduğunu söyledi.Depresyon gibi ruhsal sorunlar ve travmalar karşısında profesyonel destek alınmasının da zihinsel ve bedensel zindeliğin korunmasına katkı sağladığını ifade eden Karaarslan, “Hedef her zaman kendine yetebilen, bağımsız ve üreten bir beyin yapısını korumak olmalı” dedi.Karaarslan, hafıza şikayeti yaşayan kişilerin bu yakınmaları göz ardı etmemesi gerektiğini belirterek, erken tanı ve tedavi imkanlarından yararlanmak için uzman bir nöroloğa başvurulması çağrısında bulundu.

Gündem - 11:51 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
MKS - Marmara Kimya Sanayi Borusan Liberal

SOSYAL MEDYA HESAPLARI

FOTOĞRAF GALERİSİ