Doğum Oranlarında Alarm Zilleri

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün hazırladığı “Türkiye’de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler” başlıklı rapor, doğurganlık hızındaki düşüşün arkasındaki ekonomik ve sosyal nedenleri ortaya koydu. Bakım, barınma ve eğitim giderleri ile iş kaybı endişesinin ailelerin çocuk sahibi olma kararlarını etkilediği belirtilirken, asıl kırılmanın ilk çocuktan sonra yaşandığına dikkat çekildi. Raporda, nüfus yapısındaki değişime karşı zamanında adım atılmaması halinde gelecekte çok daha ağır maliyetlerle karşılaşılabileceği uyarısı yapıldı.
DOĞURGANLIK HIZI 1,42’YE KADAR DÜŞTÜ
Rapora göre Türkiye’de kadın başına düşen ortalama çocuk sayısı 2014’te 2,19 iken 2025’te 1,42’ye geriledi. Nüfusun kendini yenilemesi için gerekli kabul edilen 2,1 seviyesinin altında kalan il sayısı 76’ya yükseldi.Bu eşiğin üzerinde kalan iller Şanlıurfa, Şırnak, Mardin, Diyarbakır ve Siirt oldu. Büyükşehirlerde ise doğurganlık hızı daha düşük seviyelerde ölçüldü. Ankara’da 1,11, İstanbul’da 1,14 ve İzmir’de 1,10 olarak kaydedilen oranlar, ülke genelindeki düşüşün boyutunu gözler önüne serdi.Doğurganlık hızının 1,30’un altına gerilemesinin 2027-2028 döneminde gerçekleşebileceği öngörülürken, net üreme hızının 0,68 seviyesinde hesaplandığı bildirildi. Bu verinin, mevcut doğurganlık koşullarında yeni kuşakların nüfusu aynı büyüklükte yenileyemediğine işaret ettiği belirtildi.
ASIL DÜŞÜŞ İKİNCİ ÇOCUKTA YAŞANIYOR
Raporda, doğurganlık hızındaki gerilemenin yalnızca evlilik ve ilk çocuk kararlarıyla açıklanamayacağı vurgulandı. 2013-2025 dönemindeki düşüşün yüzde 36,4’ünün birinci çocuktan ikinciye geçişteki azalmadan kaynaklandığı tespit edildi. Erteleme etkisi hesaba katıldığında ise ikinci çocuğa geçişin toplam kayıptaki payının yüzde 42,4’e yükseldiği kaydedildi.Özellikle 2021-2025 döneminde doğurganlıktaki toplam kaybın yüzde 75,9’unun ikinci çocuk kararındaki gerilemeyle bağlantılı olduğu aktarıldı. 2021’de evlenen çiftlerin yaklaşık yüzde 70’inin ilk üç yıl içinde çocuk sahibi olması, ilk çocuk eğiliminin sürdüğünü ancak ikinci çocuk aşamasında önemli bir kırılma yaşandığını gösterdi.Birinci çocuğunu dünyaya getiren kadınların ikinci çocuk sahibi olma oranı da 2013’te 0,906 iken 2025’te 0,712’ye geriledi.
KİRA VE GIDA GİDERLERİ AİLE BÜTÇESİNİ ZORLUYOR
Dar gelirli ailelerin çocuk sahibi olma kararında ekonomik koşulların belirleyici olduğuna dikkat çekilen raporda, hane bütçesindeki harcama dağılımına ilişkin verilere de yer verildi.2025 Hanehalkı Bütçe Araştırması verilerine göre, en düşük gelirli yüzde 20’lik grubun tüketim harcamalarının yüzde 38,7’sini konut ve kira, yüzde 29,2’sini ise gıda oluşturdu. Böylece temel ihtiyaçların toplam harcamalardaki payı yüzde 67,9’a ulaştı. En yüksek gelirli grupta ise bu oran yüzde 38,1 olarak hesaplandı.Düşük gelirli kesimde kiracılık oranının 2014’te yüzde 24,5’ten 2024’te yüzde 36,7’ye çıkması da barınma baskısının arttığını ortaya koydu.Eğitim giderlerindeki yükseliş de ailelerin yükünü ağırlaştırdı. Raporda, Ağustos 2026 itibarıyla eğitim hizmetlerindeki yıllık fiyat artışının yüzde 53,44’e ulaştığı, genel enflasyonun ise yüzde 31,51 seviyesinde bulunduğu belirtildi. Örgün eğitimde özel okullaşma oranının yüzde 9,1’e yükseldiği ifade edildi.
ÇOCUK BAKIMINDAKİ AÇIK ÇALIŞAN AİLELERİ ZORLUYOR
Çocuk bakım hizmetlerine erişimdeki yetersizlik, raporun öne çıkardığı sorunlar arasında yer aldı. TÜİK verilerine dayandırılan değerlendirmeye göre, 15 yaşından küçük çocukların bakım sorumluluğunu üstlenen çalışanların yüzde 83’ü profesyonel bakım hizmetlerinden yararlanamıyor. Kurumsal bakım hizmeti kullananların oranı ise yüzde 14’te kalıyor.Hanede 3 yaşından küçük çocuk bulunması, kadınların istihdamını da önemli ölçüde etkiliyor. Bu durumdaki 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 olarak ölçülürken erkeklerde aynı oran yüzde 90,9 oldu.Raporda, ailelerin ücretli bakım hizmetlerinin maliyeti ile annenin işten ayrılması durumunda ortaya çıkabilecek gelir kaybı arasında tercih yapmak zorunda kaldığına işaret edildi. Bakım olanaklarının yetersizliğinin hem kadınların çalışma hayatına katılımını hem de ailelerin ikinci çocuk kararını etkilediği vurgulandı.
SOSYAL GÜVENLİKTE GELECEK ENDİŞESİ
Doğurganlık hızındaki düşüşün uzun vadeli sonuçlarından biri de sosyal güvenlik sistemi üzerindeki baskı olarak gösterildi. Rapora göre, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun aktif sigortalıların pasif sigortalılara oranını gösteren göstergesi 2022’de 2,01 iken Ocak 2026’da 1,591’e geriledi. Haziran 2026’da ise mevsimsel etkilerle 1,638 olarak kaydedildi.Emekli sayısındaki artışla birlikte gelecekte sistemi finanse edecek çalışan nüfusun daralabileceği belirtilirken, küçülen kuşakların yaşlı bakımının sürdürülebilirliği açısından da risk oluşturduğu ifade edildi.
KIZ ÇOCUK DOĞUMLARI YÜZDE 33,7 AZALDI
Raporda, gelecekteki nüfus yapısını etkileyecek bir diğer gelişmenin kız çocuk doğumlarındaki azalma olduğu kaydedildi. Yıllık kız çocuk doğum sayısı 2014’te 657 bin 160 iken 2025’te 435 bin 446’ya düştü. Böylece 11 yıllık dönemde yüzde 33,7’lik gerileme yaşandı.Bu düşüşün, ilerleyen yıllarda çocuk sahibi olabilecek kadın nüfusunu da azaltabileceği belirtildi. Raporda ayrıca 2009-2018 döneminde doğan kız çocuklarının oluşturduğu kuşağın, 2019-2025 döneminde doğan kuşaktan yüzde 25 daha kalabalık olduğu aktarıldı.Bu nedenle geniş kuşakların yetişkinliğe geçiş döneminde gerekli politikaların hayata geçirilmesinin önem taşıdığı vurgulandı.
İKİNCİ ÇOCUK İÇİN YENİ DESTEK MODELİ ÖNERİSİ
Toplum Çalışmaları Enstitüsü, doğurganlık hızının kısa sürede 2,1 seviyesine çıkarılması yerine 1,70-1,80 aralığının gerçekçi bir hedef olarak ele alınmasını önerdi. Raporda, 2028-2030 döneminin demografik dönüşüm açısından kritik bir zaman aralığı olduğu belirtildi.Bu kapsamda “Güvenli Başlangıç Programı” adı altında çeşitli politika önerileri sunuldu. Doğum yardımlarında ikinci çocuğa yönelik desteğin artırılması ve ödemelerin enflasyon karşısında korunması öneriler arasında yer aldı.Ayrıca 0-3 yaş grubuna yönelik bakım kapasitesinin artırılması, genç çiftler ve tek çocuklu aileler için sosyal konut ve kiralık sosyal konut seçeneklerinin geliştirilmesi istendi. İkinci çocuktan itibaren kayıtlı çalışan ailelere kademeli gelir vergisi indirimi uygulanması da önerildi.Çocuk nedeniyle iş hayatından ayrılan kadınların kaybettikleri prim günlerinin ve emeklilik haklarının kamu tarafından bakım kredisi modeliyle karşılanması, kreş olanaklarının genişletilmesi ve kadınların yeniden istihdama katılımının desteklenmesi de raporda öne çıkan çözüm başlıkları arasında sıralandı.

-
Yavuz Ağıralioğlu Bursa’dan seslendi: “Türkiye’nin ekonomi krizi değil, yönetim krizi var”
-
CHP’de İhraç Depremi!
-
Uzmanlardan Yeni Yağış Uyarısı
-
Sarıgül Ailesi Hakkında Gözaltı Kararı
-
Emekli Maaşında Yeni Hesap
-
Plan Ortada: “Türkiye Açıklaması Gündem Oldu”

